İçeriğe geç

Evet, kulun orada karşısına çıkacak her şey, burada Rabbisiyle kuracağı alâkanın bir ifadesi olacaktır. Şayet burada, her namaz kıldığında ayrı bir neşve duymuş, hep derinleşmiş, her defasında yepyeni hüzme ve mânâlarla kendine dönmüşse bütün bunları Rab orada teker teker kendine döndürecektir.

1. Namazın Beş Vakte Tahsisi

Namazın günde beş vakit olduğunu, hem Kur’ân-ı Kerim âyetlerinden hem de Efendimiz’in Sünnet’inden anlamak mümkündür. Biz, öncelikle Kur’ân-ı Kerim âyetlerinden namazın beş vakit olduğuna dair işaretleri zikredecek, daha sonra da hadislerde bunun uygulamalarını göreceğiz.

a. Kur’ân-ı Kerim’de Beş Vakit Namaz

İnsan olmanın gereği olarak bizler, mazhar olduğumuz şeyleri hemen unutuverir ve hatırlamaz oluruz. Bizi bizden daha iyi bilen Rabbimiz bu gafletimizi çok iyi bildiği için, günün yirmidört saatini belli parçalara ayırmış ve bu parçaların belli bölümlerinde kendi huzuruna gelip, âdeta hesap verme havası içinde ve sahip olduğumuz nimetleri hatırlamamız için el-pençe divan durmamızı istemiştir. Çünkü kul, semt-i ulûhiyete yakın olduğu müddetçe hayret ve hayranlığı devam eder; O’ndan uzak kaldığı müddetçe de behimîyet (gerçek insanlıktan uzaklık, hayvanî hisler) onun yakasını bırakmaz. İşte Cenâb-ı Hak, bu gafleti kıralım diye, إِنَّ الصَّلَاةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ كِتَابًا مَوْقُوتًا “Namaz, mü’minler üzerine, vakitleri belli olarak farz kılınmıştır.”234 buyurmakta ve bizleri belli vakitlerde mescide davet etmektedir.

Kur’ân-ı Kerim pek çok âyetiyle namaz vakitlerine işarette bulunur. Bunlardan birkaç tanesini zikredecek olursak:

وَأَقِمِ الصَّلاَةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِنَ اللَّيْلِ إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ

ذَلِكَ ذِكْرَى لِلذَّاكِرِينَ

240