İnşaallah, hatalarını lemem sınırında tutabilenlerin tevbeleri, ibadetleri ve salih amelleri onlara şefaatçi olacaktır. Cenâb-ı Hakk’ın şerefine, haysiyetine, ululuğuna ve azametine dokunacak haltlar karıştırmamış kimseler, yer yer sürçmüş olsalar da, eğer hemen toparlanıp “Rabbim, Sana döndüm!..” diyerek bir kere daha Mevlâ-yı Müteâl’e yönelirlerse, bu tevbeleri sayesinde kurtulacaklardır. Tevbe onların necâtı için bir vesile sayılacaktır. Evet, ufak tefek kusurları dışında, günahların büyüklerinden ve fuhşiyattan kaçınanlar için istiğfarın kendisi bir şefaatçidir, tevbe başlı başına bir şefaatçidir ve yine dua bambaşka bir şefaatçidir.
Daha dünyadayken, kebâir kirlerinden arınanlar, belki de çok küçük bir iyilikleri sebebiyle bağışlanacaklardır. Nitekim, sadedinde olduğumuz hadis-i şerifin zikredildiği yerlerde şöyle bir ilave mevcuttur: Bir adamın Cehennem’e atılması için emir verilir. Adamcağız tam ateşe doğru giderken, bir kuraklık anında su ikram etmiş olduğu birini görür, onu tanır ve “Benim için şefaat etmeyecek misin?” der. Kendisinden yardım talep edilen insan “Sen de kimsin?” diye sorunca, muhatabı “Falan falan gün sana su içirmemiş miydim?” cevabını verir. Bu söz üzerine, öbürü de arkadaşını tanır ve nezd-i ilâhîde onun için şefaatte bulunur. Böylece, Cehennem’e sürüklenmekte olan adam geri çevrilir ve Cennet’e gönderilir.9
Dipnotlar
- 9 Bkz.: Ebû Ya’lâ, el-Müsned 7/78; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat 6/317.