Soruda zikredilen âyet-i kerimeden anlıyoruz ki Allah (celle celâluhu) insanları böyle bir hâle imrendirme adına o mertebeye kasemde bulunuyor. Burada istidradi olarak konuyla alâkalı şöyle bir tespitte bulunabiliriz. Bilindiği üzere nefis, Kur’ân’ın bir kısım işaretlerine dayandırılarak yedi ayrı mertebede ele alınmış ve nefs-i levvame biraz önce bahsedildiği gibi nefs-i emmareden sonra ikinci mertebe olarak kabul edilmiştir. Şimdi eğer Kur’ân-ı Kerim’de nefs-i levvame mertebesine kasemde bulunuluyorsa, denilebilir ki, bu mertebenin üst mertebeleri kabul edilen nefs-i mülheme ve nefs-i mutmainneye evleviyetle; nefs-i mutmainnenin iki kanadı sayılan nefs-i râziye ve nefs-i marziyyeye de öncelikli olarak kasem edilmiş ve bu iki kanadın bir temadisi kabul edilen veya sadece bir kısım tabiatlara açık bir ufuk olarak değerlendirilen nefs-i sâfiye veya nefs-i zâkiyeye ise haydi haydi kasemde bulunulmuş demektir. Zira ilâhî hitap ve ilâhî ifadede, çok defa, meselenin en alt mertebeden ele alınmak suretiyle, bir açıdan daha üst mertebede bulunanları da içine alacak şekilde bir üslûbun tercih buyrulduğunu görüyoruz.