İçeriğe geç

Hani demokratik anlayışın tam yerleşmediği bir kısım ülkelerde, insanlar, “Demokrasi bize de bir kısım haklar veriyor. Bizim de ifade hürriyetimiz var, din ve vicdan hürriyeti bizim de hakkımız.” dediklerinde, oligarşik anlayışın temsilcileri hemen, “Oturun oturduğunuz yerde. Demokrasi sizin neyinize? O size göre bir urba değil!” diyerek, her ne kadar ad ve unvan “demokratik yönetim” olsa da, demokrasinin ruhuna zıt muamelelerde bulunuyorlar. İşte zavallı kolektif şuurun başına da böyle bir urba geçirilmişse, elbette ki onunla gelecek bir kısım güzel ve müspet neticeler elde edilemeyecektir.

Çünkü her şey kendi mânâsına sadık kalındığı sürece ondan olumlu ve güzel sonuçlar alınır. Meselâ “Ben nebiyim.” diyerek nebilik iddiasında bulunan, ancak peygamberlikle hiçbir alâkası olmayan bir sahtekârın peşinden körü körüne gidildiğinde o kimseden alınacak şey, sadece yalan ve kehanettir. Demek ki önemli olan isimler değil; önemli olan, o ismin arkasındaki müsemma ve müsemmanın çerçevesidir.

Kolektif Şuurun Yaşandığı Çağlar

349