Bu beyan-ı nebevîde ayrıca üzerinde durulabilecek hususlardan bir diğeri de, onda “inanç, hayat felsefesi, dünya görüşü” gibi hususların değil de ilmin nazara verilmesi, ilmin vurgulanmasıdır. Zira Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) dünyayı teşrif buyurduklarında Hinduizm, Budizm, Brahmanizm, Şintoizm gibi farklı dinler o coğrafyada mevcuttu. Ancak İnsanlığın İftihar Tablosu bunların hiçbirini hedef göstermeyip Çin’deki ilmi nazara vermiştir. Bundan dolayı Efendimiz’in bu sözünden, ilmin bir ilim olarak alınması gerektiği, ama içine bâtıl akide ve sapık düşünceler girmişse onlara karşı da tedbir, temkin ve teyakkuz içinde olunması gerektiği mevzuunda bir tenbihin var olduğunu istinbat edebiliriz. Hâsılı, her ne kadar hadis kriterleri açısından zayıf olsa bile, bu beyanın, en uzak beldede de olsa ilmin peşinde olunması ve onun, mü’minin yitik malı olarak kabul edilip her nerede bulunursa bulunsun alınıp istifadeye sunulması gerektiği gibi birçok önemli hakikati ihtiva etmesi dolayısıyla konumuza ışık tutma adına önemli bir ölçü ve kıstas olduğunu söyleyebiliriz.