Şu kadar var ki, böyle bir emri, Seyyidü’l-masumîn Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) kendi ufku açısından ve sübjektif mükellefiyet zaviyesinden değerlendirmiş ve “Acaba hangi hayalimden dolayı böyle ikaz edildim?” demiş olabilir. Kaynaklarda, bu hususla alâkalı bir bilgi görmedim; fakat, çok engin bir hassasiyete sahip olan Fahr-i Kâinat Efendimiz’in (aleyhi ekmelüttehâyâ) söz konusu tenbihi kendi üzerine alması ve ondan “Habibim, sen ki masum ve masûnsun, karakterini oluşturan iffet ve ismet surlarının ötesine hayalinle dahi olsa geçmemelisin!..” neticesini çıkarması muhtemeldir. Nitekim, Güzeller Güzeli Efendimiz’in (aleyhissalâtü vesselâm) günde yetmiş15 ya da yüz defa16 istiğfar etmesindeki sır da, terakkide sınır tanımayışında ve sübjektif mükellefiyetin zirvesini tutuşunda aranmalıdır. O, devamlı yükseldiğinden dolayı, her an arkada bıraktığı dûn mertebelere bakmış ve her basamakta bir önceki için “estağfirullah” demiştir; kendi ufkuna yakıştıramadığı –bizim nezdimizde mahzursuz– bir hayal sebebiyle dahi istiğfar etmiştir. Bu itibarla da, âyetteki “İstiğfarda bulun!”17 emri, Sâdık u Masdûk Efendimiz’in şahsında ümmetine müteveccihtir; mü’minlerin sabah akşam yarlığanma dilemeleri emredilmektedir.
Dipnotlar
- 15 Buhârî, daavât 3; Tirmizî, tefsîru sûre (47) 1.
- 16 Müslim, zikr 41; Tirmizî, tefsîru sûre (47) 1.
- 17 Mü’min sûresi, 40/55.