İçeriğe geç

Zannediyorum yaşanan böyle bir problemi çözebilecek en önemli iksir; hoşgörü ve müsamaha vurgusudur. Farklı bir ifadeyle, söz konusu ihtilaf ve iftirakların halledilmesi, insanların hemen herkesle anlaşma ve uzlaşmaya açık bulunmalarına, başkalarıyla diyalog içinde olmalarına bağlıdır. Bunun için kendi kapris ve hırslarından, kendi duygu ve düşüncelerini yegâne doğru kabul etme hastalığından kurtulmalarına ihtiyaç vardır. Hiç şüphesiz bu da kişinin kendi enaniyetinden firar etmesine, “ben”i yıkmasına, nahnü (biz) aramgâhında bir miktar dinlenmesine ve ondan sonra da Hüve’ye (Allah’a) yolculuk yapmasına bağlıdır.

Enaniyetine, aidiyet mülâhazasına veya hizip sevdasına kapılan insanların sulha açık olmaları ve farklı fikirleri saygıyla karşılamaları çok zordur. Onlar, içinde bulundukları grubun çıkarlarını her şeyin üzerinde tuttukları ve tarafgirlikten kurtulamadıkları sürece, insanlığa huzur getirecek sulh stratejileri oluşturamazlar. Esasen bu tür insanların böyle bir hedeflerinin olduğunu söylemek de çok zordur. Belki de farklılıklara kapalı yaşadıklarından ötürü bu kabil şeyleri akıllarının köşesinden bile geçirmezler.

Hâlbuki günümüzün küreselleşen dünyasında insanlığın huzur içinde yaşayabilmesi için hoşgörü ve diyalogdan başka alternatif bulunmamaktadır. Hoşgörü kültürünün hâkim olması için ise gerek fertlerin gerekse toplumların kendilerini hakikatin mutlak temsilcisi gibi görmekten vazgeçmeleri; başkalarının düşünce ve yaklaşımlarının da doğru olabileceği ihtimalini her zaman göz önünde bulundurmaları gerekir. Farklı fikir ve düşünceler tamamıyla doğru olmasa bile en azından içinde bir doğruluk payının bulunabileceği unutulmamalıdır. Hazreti Pir’in, Mutezile ve Cebriye mezhepleri içinde birer dane-i hakikatin bulunduğu, fakat bu mezheplerin hakikati kendilerine münhasır gördükleri için hata ettikleri yönündeki değerlendirmeleri34 fevkalâde önemlidir. İşte farklı fikirlere bu gözle bakılır, onlardaki dane-i hakikatler alınırsa bir doğru üzerinde mutabakata varmak mümkün olur.

43