Evet, tekrar edecek olursak, ona buna hakaret etmenin hiç kimseye bir faydası yoktur. Bu tür sözler, var olan olumsuzluklara yenilerini ekler. Kısır bir dairenin oluşmasını sağlar. Kur’ân-ı Kerim, وَلاَ تَسُبُّوا الَّذِينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَيَسُبُّوا اللّٰهَ عَدْوًا بِغَيْرِ عِلْمٍ “Onların Allah’tan başka yalvardıkları tanrılarına hakaret etmeyin ki, onlar da cahillik ederek hadlerini aşıp Allah’a hakaret etmesinler.”71 buyuruyor. Kur’ân, Ebû Cehil, Utbe, Şeybe, İbn Ebî Muayt, Velid İbn Muğire gibi Mekke müşriklerinin tapa geldikleri Lat’a, Menat’a, Uzza’ya, İsaf’a vs. sövülmesini yasaklıyor. Putlara karşı, “Allah sizi yerin dibine batırsın, kahretsin!” demeyin diyor. Neden? Çünkü kalkar onlar da sizin inandığınız Allah’a karşı naseza nabeca sözler söylerler.
Bu sebeple bir mü’min kötü sözlerle ağzını, dilini, kalbini kirletmemeli; başkalarının tepkisini üzerine çekmemelidir. Bilakis kendi değerlerini mükemmel bir şekilde temsil etmek suretiyle problemleri halletmeye çalışmalıdır. Her zaman tekrar ettiğimiz bir sözü bir kere daha hatırlatayım. Hâl ile halledilmedik hiçbir mesele yoktur. Asıl olan temsildir, güzel örnek olmadır.
İncinsek de İncitmeyelim!
Aleyhimde yazıp çizenlerle, sürekli bana kötülük yapanlarla ilgili Allah’tan dileğim hep şu oldu: Cenâb-ı Hak bir gün onları karşıma çıkarsın ve bana da iyilik yapma fırsatı versin. Mesela yoldan geçerken bakayım birinin arabası bozulmuş, durup onu kendi arabama alayım ve gideceği yere götüreyim. Kur’ân’ın tavsiye ettiği ve Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) yaptığı gibi kötülüğe karşı iyilikle mukabelede bulunayım. Bu, günümüzde en çok muhtaç olduğumuz şeylerden birisidir. İnşâllah cevr ile, tahkir ile kimsenin canını yakmayız. Hatırımızı kırsalar da biz kimsenin hatırını kırmayız. İncinsek de incitmeyiz. Çünkü günümüzde gönüllerin yıkılmaya değil, yapılmaya ihtiyacı var.