İçeriğe geç

İçindeki ebediyet duygusunu Allah katındaki uhrevî nimetlere yönlendiremeyen bir insanın, dünyanın geçici güzellikleri karşısında başı dönecek ve bakışları bulanacaktır. Zira, زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاءِ وَالْبَنِينَ وَالْقَنَاطِيرِ الْمُقَنْطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالْأَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ذَلِكَ مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَاللّٰهُ عِنْدَهُ حُسْنُ الْمَآبِ“Kadınlar, çocuklar, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüş, güzel cins atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin hoşuna giden şeyler insanlara güzel gösterilmiştir, onlara cazip gelmektedir. Bunlar dünya hayatının geçici metaından ibarettir. Asıl varılacak güzel yer ise Allah’ın katındadır.”120 âyet-i kerimesinin de ifade ettiği üzere dünyevî nimetler nefse bakan yönü itibarıyla oldukça cezbedici ve büyüleyicidir.

Âyet-i kerimede zikredilen bu nimetler bizatihi güzel değildir. Bunlar heva ü hevese hitap eden plastize birer dünya metaıdır. Birer göz boyamadan ibarettir. İnsan için birer imtihan vesilesidir. Bunların güzellik yanları ancak doğru yerde kullanılmalarıyla ortaya çıkar. Allah’ın emretmiş olduğu meşru dairede Allah adına değerlendirildiklerinde bir kıymet ifade etseler de kendileri olarak değerlendirildiklerinde zati bir kıymetleri yoktur. Esasen âyet-i kerimede, زُيِّنَ“süslendi, tezyin edildi, güzel gösterildi” lafzının kullanılması ve âyetin sonunda asıl varılacak güzel yerin Allah katında olduğunun hatırlatılması da bunu ifade etmektedir.

204