Esasen insanın sağlam bir dava düşüncesinin ve hizmet felsefesinin olması sadece güzelliğin bir yanını teşkil eder. Onun diğer yanında ise hizmet ederken ortaya konan tavırlar, davranışlar, sözler ve yol arkadaşlarıyla kurulan münasebetler yer alır. Eğer bir insan burada da başkalarına anlattığı güzellikleri sergileyebiliyor ve yaşayışıyla da başkalarına örnek teşkil edebiliyorsa, işte o zaman iki güzelliği kendisinde cem etmiş (bir araya getirmiş) olur. Aksi takdirde ondaki güzellik meflûç (felçli) olarak kalır. Dolayısıyla böyle bir kişinin öncelikle kendisinin rehabilitasyona ihtiyacı var demektir.
Asıl Suçlu Kim?
Öte yandan şunu da unutmamak gerekir: Bir insanın, başkalarında gördüğü yanlışlıkları ve hoşuna gitmeyen tavırları, kendi günahlarının yüzüne çarpılması olarak görmesi, mü’mince bir tavrın gereğidir. Böyle bir kişi, başkalarında kusur arama zahmetine de girmemiş olacaktır. O, asıl suçluyu bulduğundan ötürü kolaylıkla onun çaresine bakabilecektir. Şayet bizim kendi kusurlarımız, başkalarının bize karşı olumsuz tavırlarında ortaya çıkıyor, fakat biz sürekli dışarıda suçlu arıyorsak, onu bulmamız asla mümkün olmayacaktır.