yerde kimseye bir şey anlatamazsınız. Farklı duygu ve düşüncedeki insanlarla aynı ortamlarda bir araya gelerek, tanışarak, konuşarak ve onlara güven vadederek bunu yapabilirsiniz. Sertliği kırılmayan ve yumuşamayan insanlar başka fikirlere açık olmaz, yeni şeyleri kabul etmezler. İnsanın vücuduna enjekte edilecek bir ilacı bile kolayca içine alması için rahatlaması ve kendini salması gerekir. Kendini sıkan bir insana bunu yapmak çok zordur.Global bir köy hâline gelen günümüz dünyasında farklı din mensuplarıyla temasa geçmenin, akidemize aykırı olmayan programlarına katılmanın, hatta onların mabetlerine gitmenin dinen bir mahzuru yoktur, bundan bir kayıp yaşamazsınız. Ben askerlik öncesi Edirne’de bulunduğum yıllarda havraya gidip oturuyor ve havra mensuplarının okudukları Mezamir’i dinliyordum. Onları yakından izleyerek daha iyi tanıma imkânı elde ediyordum. Hem onlarla diyaloğa geçme imkânı elde ediyor hem de dinleri, ritüelleri ve Allah’la münasebetleri hakkında bilgi ediniyordum. Şunu açıkça söyleyebilirim ki bunu yaptığımdan ötürü dinimden bir şey kaybetmedim. Şayet siz başkalarının kültürüne, yaşantısına, dinine yakın alaka duyarsanız onlar da sizinkine alaka duyarlar. Siz onların hâlini hatırını sorarsanız onlar da sizin hâlinizi hatırınızı sorarlar. Oluşan bu zemin ve atmosfer de size daha rahat hareket etme imkânı sağlar.Vatikan’da Papa’yla yaptığımız görüşmeyi de birileri dillerine doladı. Bunu dinden taviz verme olarak görenler oldu. Ne var ki durum hiç de onların zannettiği gibi değildi. Bu görüşmenin çok olumlu neticelerini gördük. Kapalı kapılar açıldı, atmosfer yumuşadı, yeni diyalog imkânları doğdu. Bu tür diyalogları her iki taraf da kendilerini, kendi davalarını anlatma adına bir fırsat olarak görebilir. Her iki taraf da kendi hesabına hareket alanını genişletmeyi arzu edebilir. Bu tür görüşmeleri vesile edinerek farklı kesimlere açılmayı hedefleyebilir. Bunda da hiçbir mahzur yoktur. Daha önce işaret ettiğimiz gibi değerlerine güvenen bir insanın yapılan bu faaliyetlerden endişe duyması yersizdir.