İçeriğe geç

(doğrudan kötülük yapıyordur). Allah da zamanı geldiğinde bunda rolü olanları, derecelerine göre hak ettikleri cezaya çarptırır. Fakat umumi bir ceza geldiği zaman, ceza sadece, âyetin ifadesiyle zalimlere münhasır kalmaz.91 Bu, imtihan sırrına zıt olur. Ancak herkes, uhrevi neticeler açısından, bulunduğu konuma göre muamele görür; gelen musibetle zalim zulmünün cezasını çekerken masum ve mazlumlar da çektikleri sıkıntılar sebebiyle günahlarından temizlenir, Allah katında ve ahirette onların dereceleri artar, ulvi mertebelere çıkarlar. Bediüzzaman’ın İkinci Cihan Harbi münasebetiyle söylediği gibi zalimler vefat edince mazlumlar, onların zulmünden kurtulmuş olurlar, masumlar vefat ettiğinde ise bir nevi şehitlik makamına yükselirler.92 Herkes istihkakına (liyakatine) göre mazhariyet veya maruziyet yaşar.

İstiğfara ve Muhasebeye Yönelmek

Yağmura rahmet deriz. Zira o, Allah’ın rahmetinin tecessüm etmiş hâlidir. Ehlullah her yağmur damlasıyla birlikte yeryüzüne bir tane meleğin indiğini söyler. Fakat yeryüzüne inen damlalar bizim günahlarımızla karşılaştığında farklı bir hâl alabilir; sele sebep olabilir, rahmet iken gazaba dönüşebilir. Bazen de bulutlar taşıdıkları yağmur damlalarını insanlardan kıskanır, Allah’ın rahmeti yeryüzüne hiç inmez ve bu sefer de kuraklık yaşanır. Bu tür durumlarda, inanan gönüllere düşen vazife, tevbe ve istiğfar ile Allah’a dönmek, yalvarıp yakarmaktır. Bir kuraklık mı oldu, çoluk çocuğumuzu da yanımıza alarak yağmur duasına çıkmalı ve yüreğimiz hoplayarak bir iki gün, bir iki hafta O’na yalvarıp yakarmalı, ağlamalı sızlamalıyız. Zira her şeyin zimamı O’nun elindedir. O murat buyurursa tabiatın çehresi değişir. Birileri bu tür mülahazaları önemsemeyebilir, hafife alabilir; önemli değil.

162