İçeriğe geç

günahlarının bağışlanması için samimi bir gönülle Allah’a yalvarıp yakarmalıdır. Yaptığı hataların pişmanlığını iliklerine kadar hissetmeli ve bir daha aynı hataları yapmama adına azm u cezm u kast eylemelidir (kesin karar vermelidir).Ne var ki insan, Allah’a verdiği sözü tutamayabilir. Kulluk hayatını aynı çizgide götüremeyebilir. Nefis ve şeytanın cazibedar oyunlarına yenik düşebilir. İstemeden de olsa tevbesini bozabilir. Kulluk hayatını hep istediği çizgide götüremeyebilir. Bu durum, önceden yapılan tevbeleri geçersiz kılmayacağı gibi yeniden tevbe kapısına yönelmeye de engel değildir. Samimi bir kalble tevbe eden bir insan, nezd-i ulûhiyette (Allah’ın huzurunda) bu tevbesinin karşılığını alacaktır. Yeter ki ahirete imanla gidebilsin. Tevbe ve istiğfar da bir çeşit ibadettir ve önemli olan, şartlarına riayet edilerek yapılıp yapılmadığıdır. Yoksa sonradan işlenen günahlar tevbenin sevabını alıp götürmez. Allah, sağlam ve kararlı bir şekilde yapılan hiçbir şeyi zayi etmez. Bu sebeple, Allah’a yaklaşma vesilelerini çok iyi değerlendirmeli, her fırsatta tevbe ve istiğfarla O’na yönelmeli, taze bir imanla yolumuza devam etmeliyiz.

İstikameti Muhafaza

Zirvelere tırmanmak çok zordur. Bunun için sarp kayaları aşar, hayati tehlikeler atlatır, büyük bir cehd ü gayret ortaya koyarsınız. Fakat zirvelere çıktıktan sonra orada kalabilmek bundan da zordur. Zirveye çıkmak için katlanılan risklerin, ortaya konulan emeklerin boşa gitmemesi, orada sabitkadem kalabilmeye bağlıdır. Kulluk hayatı da böyledir. Maalesef bazıları vardır ki söz gelimi, Ramazan ayını kulluk ve ibadet adına çok iyi değerlendirir. Fakat bu mübarek ayın insanı çepeçevre saran manevi atmosferi sona erince o da kulluk ikliminden uzaklaşır. Oysaki insan kulluk ufkunu yakaladıktan sonra istikametini koruyabilmek için daha çok gayret etmeli, dua dua Allah’a yalvarmalı, bu konuda samimi ve yürekten olmalıdır.

235