din adına ortaya attıkları sakim (sakat, yanlış) anlayışlara ve altı boş iddialara takılmadan, dini başta Allah Resûlü’nün, sonra da Hulefâ-i Raşidin’in anladığı ve yaşadığı şekliyle ihya etmeye çalışırlar. Maneviyatın yerle bir edildiği bir dönemde bütün himmetlerini onu takviye etmeye harcar, yaşanan fırtınalar karşısında devrilmemeleri için insanların manevi immün sistemlerini güçlendirmeye çalışırlar. Kısacası, onlar hakiki Müslümanlığı gerçek yüzüyle ve imrendirici mahiyetiyle temsil etmek suretiyle, ondan kaçanların gönlünü yeniden ona cezbederler.
221