İçeriğe geç

Kendilerini i’lâ-yı kelimetullah davasına adamış kişilerin hayatlarının değişik dönemlerinde bunu yapmaları beklenir. Onların hesabını veremeyecekleri hiçbir şeyleri olmamalıdır. Art niyetli kişiler onları karalamak için hayatlarını didik didik etseler de en küçük bir leke bulamamalılar. Sadece kendileri de değil, ailelerinin ve etraflarındaki insanların da hesap veremeyecekleri bir şey olmamalıdır. Aynı şekilde onların da ismet ve iffetleriyle yaşamalarına dikkat etmelilerdir. Çünkü onlardan sâdır olacak bir kısım hataları da size mal eder ve bunlarla sizi zor duruma sokabilirler. Bu yüzden hassaten belli konumlardaki insanların işin başından itibaren hayatlarını buna göre planlamaları, arkalarında şüpheye mahal hiçbir şey bırakmamaları, tıpkı namus ve şereflerini koruyor gibi itibar ve kredilerini korumaları çok önemlidir. Onlarla alakalı ne kurcalanırsa kurcalansın hesabı verilemeyecek bir şey olmadığı görülmelidir. Aksi takdirde bir kişinin hatası, içinde bulunduğu veya temsil ettiği heyete mal edilir, dolayısıyla umumun hukukuna tecavüz edilmiş olur ve bunun hesabını Allah’a vermek de çok zor olur.Üstad Hazretleri hayatını kanaat ve iktisat düsturlarına uygun olarak geçirdiği gibi onun en yakınındakiler de böyle yaşamıştır. Daha önce bu bahtiyarların durumlarını defaatle arz etmiştim. Onlar hiçbir zaman kendilerini düşünmediler. Bütün varlıklarını hizmet-i imaniye ve Kur’âniye davasına adadılar. Fakirane bir hayat yaşadılar. Makam mansıp, mal ve servet peşinde koşmadılar. Bazılarını gördüm, dizleri yamalı pantolonla geziyorlardı. Bazılarının giydikleri ceketlerin kollarından iplikler sarkıyordu. Kimsenin kendileri aleyhinde ileri geri konuşmasına fırsat vermediler. Toparlayacak olursak, bizim en büyük kredimiz güven ve itibarımızdır. Hizmet-i imaniye davasının devamı adına ihtiyaç duyulan bir kısım maddi imkânlar olmasa da bu dava yolda kalmaz. Bunlar daha sonra bir şekilde telafi edilebilir. Fakat itibar, güven, beklentisizlik, adanmışlık, iffet ve ismet böyle değildir. Onlar bu davanın namusudur. Bu yüzden her birimizin kendi namusunu

265