bulunmakla sorumluyuz. Bundan dolayı ortaya konulan bütün başarıların mimarlarının samimi olduklarına inanır, hakikatine muttali olamadığımız meselelerde “Yarıp kalbine mi baktın!”19tehdidini hatırlayarak başkalarının iç dünyasını sorgulamaktan sakınırız. Zira iç âleme ait bu tür hususiyetler tamamen Allah’la kişiler arasındadır, dolayısıyla bizim hüküm verme alanımızın dışında kalmaktadır. Şayet bu konuda bir endişemiz varsa elle-
rimizi açar, ِ َاَلّٰلُٰهَُّمّ َيَا ُمَُحَِّو�َّلَ اْلَْحَْوْ ِلِ َوَ اَأْل� َْحْ َوَ اِلِ َحَِّو�ّْلْ َحَاَلَنَا ِإَِلَى َأَْحْ َسَ ِنِ اْلَْحَاِل“Ey esmâ-i hüsnâsının ve sıfât-ı ulyâsının değişik tecellileriyle kullarını hâlden hâle sokan Allah’ım! Lütfunla, inayetinle, kereminle bizim hâlimizi de en güzel hâle tahvil eyle.” deriz.
Eğitim gönüllülerinin performansına ve bu performansın devamlılığına bakıldığında, bunların arka planında ciddi bir meşakkat, zamana sabır gibi katlanılması zor durumlar olduğu görülmektedir. Bu sebeple bütün bu işlerin gösterişe, alâyişe ve şova bağlı yapılabileceğine ihtimal vermek zordur. Hususiyle yurtdışında hizmet eden insanların karşı karşıya kaldıkları sıkıntılara bakıldığında bu hizmetlerin çok ciddi bir inanmışlığa ve adanmışlığa bağlı olduğu anlaşılacaktır. Netice itibarıyla zahirle hükmetme ve hüsnüzanda bulunmanın yanı sıra yapılan hizmetlerin zorluğu açısından da mesele değerlendirildiğinde, ilim, irfan yolunda ortaya konan bu işlere sahip çıkanların, inanmış ve samimi insanlar olduklarını düşünmek iktiza eder.
Emanet ve Sorumluluk Şuuru
Eğitim gönüllüleri, Allah’ın izni ve inayetiyle, sahip oldukları fazilet ve meziyetleri gönül dili, hâl şivesiyle temsil etmek suretiyle dünyanın değişik yerlerinde sulh adacıkları oluşturmak, farklı kültürler ve anlayışlar arasında hoşgörü ve diyalog köprüleri inşa etmek istiyorlar. Bu şuna benzetilebilir: İnsanlar, bazı jeolojik hadiseler karşısında bir kısım dalgakıranlar oluşturup bir yerdeki
Dipnotlar
- Müslim, îmân 158; Ebû Dâvûd, cihâd 95; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned, 5/207.