İçeriğe geç

Nur Külliyatı, her seviyeden insana anlatılmaya müsaittir. Bu bakımdan bu eserler de günümüz insanının üslûbuna uygun olarak, dili çok iyi bilen bir Nur talebesi tarafından aslı korunmakla beraber önce sadeleştirilmeli, sonra da bütün dünya dillerine çevrilmelidir. Ama bu yapılırken öz, ruh, muhteva mutlaka korunmalı ve orijini muhafaza edilmelidir.

Cenâb-ı Hakk’ın Lütuflarının Sağanak Sağanak Yağdığı Çağ

Gelecekte, dine hizmetin tarihini yazmaya soyunanlar, onu bazı kimselerin ilim, irfan, dehâ, firaset ve kiyasetlerinde arayacaklardır. Daha şimdiden âvâzım çıktığı kadar haykırarak ilan ediyorum ki, iman ve Kur’ân yolundaki gelişmeleri bu şekilde yorumlayanlar, çok büyük bir yanlışlık içinde olacaklardır. Aslında bizler, Allah’ın lütuflarının hâkim olduğu bir çağı yaşayan insanlarız. Şayet gelecekte bu devrin tarihini yazacak olanlar işin gerçek yüzünü bilseler, bu çağa “Cenâb-ı Hakk’ın lütuflarının sağanak sağanak yağdığı çağ.” diyeceklerdir.

Kâinatta Tesadüflere Yer Yoktur

Nur, duygu ve düşüncelerde insanları tesadüfe götürebilecek yolları çıkmaz yollar hâline getirmiş ve Üstad’ın ifadesiyle “Tesadüfler, Risale-i Nur’un verdiği kararla idam edilmiştir.”3 Bu zaviyeden eşya ve hâdiselere bakıldığında, kâinatta rastlantıya asla yer olmadığı ve her şeyin bir master plânın parça parça tatbikinden ibaret olduğu görülecektir. İnsan, bu kaderî program içinde kendi kaderini yaşamakta ve “ilim”de olan kaderini “a’yan”a çekerek hariçte ona vücut kazandırmaktadır. Yani insan, âdeta “Evet ya Rabbi! Doğru yazmışsın.” diyerek ezelden ebede kadar her şeyi bir nokta gibi gören ve bilen Allah’ın yazdığı kader programını tescil etmektedir.

İnsan, Kâinattaki Şuurlu Tek Aynadır

134