Bugün, milletimiz adına “Tarihî” denebilecek ölçüde çok iyi bir başlangıç yapılmıştır. Bu hareket çaplı, geniş kapsamlı olması ve Türkiye için istikbal vaadetmesi yönüyle, Müslüman-Türk milleti olarak tarihimizde meydana gelen iki-üç önemli hâdiseden biri sayılabilir. Bu, Cenâb-ı Hakk’ın milletimize olan bir iltifatıdır. Bizim de, bu iltifat-ı Rabbaniyeye mazhariyeti devam ettirme adına, olanca gayreti göstermemiz gerekmektedir.
Efendimiz, kendi liyakatine mebsuten mütenasip olarak verilen peygamberlik davasında, başkalarının gönlüne girmek için savm-i visal (birkaç gün ard arda oruç tutma) yapıyor,13 ayakları şişinceye kadar geceleri nafile namaz kılıyordu. Kendisine, geçmiş ve gelecek günahları affedildiği hâlde niçin bu şekilde hareket ettiğini hatırlatanlara da: “Bu lütuflarla beni serfiraz kılan Allah’a şükretmeyeyim mi?”14 cevabını veriyordu. Evet, biz de, her oturup kalkışımızda, gülüp eğlenme yerine, konumun müsait olduğu ölçüde, Rabbimizle münasebetimizi yenileme mecburiyetindeyiz. Hatta, biraz mübalağa edalı da olsa, istibra anı da dahil yatağa girip uyayacağımız vakte kadar zamanın hemen hepsini O’nun adına değerlendirip: “Verdiğin nimetlere binlerce şükürler olsun Allah’ım!.. Liyakatimiz olmadığı hâlde, bunca nimetlerle bizleri serfiraz kıldın.. şimdi de bizlere liyakat ihsan buyur ve aramızdaki nifakı, şikakı bertaraf eyle!..” deyip dua etmeliyiz. Bütün bunlar, Allah’la olan irtibatı kuvvetlendirmeye yönelik hareketlerdir ki Cenâb-ı Hak, kendisiyle bu ölçüde münasebetlerini koruyan insanların hiçbir zaman ikballerini idbara çevirmemiştir.
Dipnotlar
- 13 Bkz.: Buhârî, savm 48; Müslim, sıyâm 60.
- 14 Buhârî, teheccüd 16, rikak 20; Müslim, sıfâtü’l-münâfıkîn 81.