İmam Tahâvî, Şafiî çevresinde yetişmiş bir âlimdir. Ancak daha sonra İmam Muhammed ve Ebû Yusuf’un kitaplarını okur ve düşünce çizgisi olarak Ebû Hanife’yi tercih eder.3 İmam Tahâvî, yaşadığı dönem itibarıyla Asya’da pek tanınmamış ama, Mısır ve Şam gibi önemli merkezlerde tanınmış, sevilmiş ve saygıyla kucaklanmıştır. İmam Tahâvî, şayet hadisin çok iştihar ettiği yerlerde zuhur etseydi, bütün hadis imamlarının hatta İmam Buhârî’nin önünde mütalâa edilebilirdi. Çünkü o, sadece hadis demiyor; uzaktan-yakından bu mübarek kaynakla alâkalı her şeyden bahsediyordu. Sözün çürüğünü, sağlamdan ayırıyor, hadis hakkında hükümler veriyor ve o sahada bir sarraf gibi rahat hareket edebiliyordu. Hatta ihtilaf ve itilaf mevzuu, ciddî olarak ilk defa onun gibi bir kalem tarafından ele alınıyor, öncekilerin hulâsa-ı efkârı, sonrakilerin de en câmi kaynağı sayılacak eserler meydana getiriliyordu. Ne var ki, bütün bunlara rağmen hâlâ hadisle iştigal edenler arasında dahi, İmam Tahâvî’nin hakkıyla bilindiği kanaatinde değilim.
İrşad ve Bediüzzaman
Bediüzzaman Hazretleri, yaptığı hizmetleri yer yer değişik teşbihlerle ifade etmiştir. Onun hizmetiyle alâkalı çok orijinal bulduğum bir temsili sizlere arzetmek istiyorum.
Eskiden evlerde, hatta saraylarda bile su yoktu. Halk su ihtiyacını sokak başlarında yapılan “Hamidiye çeşmeleri”nden bin bir zorluk içinde ancak karşılayabiliyordu. Bu zorluklar karşısında daha sonraları bütün evlerde kuyu açılması düşünülmüş, Çırağan, Dolmabahçe Sarayları gibi yerlerde dahi bu çözüme başvurularak halkın su sıkıntısı giderilmiştir.
Dipnotlar
- 3 Bkz.: İbn Hallikân, Vefeyâtü’l-a’yân 1/71.