Bu durum aynen Rûm Sûresi’nde ele alınan, Rum’ların İran’lılara galebe çalacağının müjdelenmesi hâdisesine benzemektedir. Evet, o zaman da böyle bir galebe mümkün görülmüyordu. Çünkü, Rumlarla İranlılar arasına kesinlikle kuvvet dengesi yoktu. İnsanlar hâdiseleri sadece sebepler açısından değerlendirdiklerinden sebepler alemine zuhur etmemiş ama, gelişme vetiresine girmiş böyle bir realiteyi göremiyorlardı. Bu sûre ile Cenâb-ı Hakk onlara, şu hakikatı hatırlatıyordu: bir gün gelecek Müslümanlar mutlaka Sasani ve Rum’lara galebe çalacaklar!
Bugün için de yine ilhad dünyasıyla Müslümanlar arasında kuvvet dengesi yok. Çünkü, Müslüman ülkelerde hayatî ehemmiyeti olan pek çok müesseseye Müslüman olmayanlar hâkim. Bütün bunlara rağmen, Müslümanların cephesinde de kâfirlerin hiç de tahmin etmedikleri gelişmeler ve inkişaflar oluyor. Zaten onları korkutan da işte bu türlü faaliyetlerdir.
Onlar bizden değil, Müslümanlığın tekrar ihya edilmesinden korkuyorlar. Bu sebeple bilhassa bugünlerde,’Havkale’ adını verdiğimiz ‘La havle ve la kuvvete illâ billâh’ı laâkal günde beşyüz defa tekrar etsek de yine az sayılır.