İçeriğe geç

İnsanların intikam ve düşmanlığa yenik düştüğü, yığınların boğuşma ve kavgaya sürüklendiği, hakkın, kuvvet karşısında susturulduğu ve kuvveti elinde bulunduranların, kendileri gibi düşünmeyenlere Tiran’lar gibi davrandığı, zalimlerin, gaddarların alkışlandığı, iltifat gördüğü, mazlumların, mağdurların itilip kakıldığı, itilip kakılırken de sarsık, ama ümitli bir bekleyiş içinde bulunduğu günümüzde her şeyden evvel ve her şeyden sonra bir kere daha “sevgi” diyoruz. Diyor ve sevginin hayatımızın ritmini değiştireceğine; bizi alelâdeliklerden fevkalâdeliklere, basitlikler içinde bocalayıp durmaktan seviyeler üstü seviyeye yükselteceğine inanıyor ve ilk çocukluk dünyamızda duyup-yaşadığımız o dupduru hülyaları bir kere daha yakalayacağımız ümidini besliyoruz.

Biz, duygu ve düşünce ufkumuzu, sevgi, saygı ve anlayışla donatabildiğimiz ölçüde, zannediyorum, çevremiz de farklılaşacak.. eşya ve hâdiselerin rengi değişecek.. gerçek insanî değerler ortaya çıkacak.. “eşref-i mahlûkât” olmakla elde edilmiş bulunan onca avantaj zebil olup gitmekten kurtulacak.. tarihe mâl olmuş bütün dinî ve millî güzelliklerimiz dirilip geriye dönecek; hatta gelip bir kere daha bizim olacak.. ve dün yaşadığımız hayatı bugünkü ömrümüzle yeni baştan bir kere daha yaşayacak; zaman üstü en engin lezzet ve hazların hepsini birden duyacağız..

Keşke, iman ve iman içindeki o derin sevgiye ilkler gibi biz de uyanabilseydik.

133