İçeriğe geç

Evet, yıllar var ki bu ülkede –edebim müsaade etmediği için açık söyleyemeyeceğim– akla hayale gelmedik çeşit çeşit ahlâksızlık, hoşgörü ve müsamahadan dolu dolu nasibini aldığı halde, bir kısım Müslümanlar, hâlâ dünkü “gerici, yobaz, teokratik düzen yanlısı” gibi yaftalarla ve şimdilerde “fundamentalizm”le karalanmak istenmekte ve İslâm çağ dışı gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Evet, bugün hâlâ dinî duygularını ifade edenlere mürteci, yobaz, fundamentalist; millî hislerini ve geçmişi yad edenlere de, Turancı, hayalperest damgasının vurulduğunu esefle müşâhede etmekteyiz.

Fertleri birbirine hoşgörüyle bakmayan milletlerde ve müsamaha ruhunun tam yerleşmediği ülkelerde müşterek düşünceden ve kolektif şuurdan bahsetmek mümkün değildir. Böyle bir ülkede, büyük küçük her düşünce, tearuzların, tesakutların ağında birbirini yer bitirir; düşünürler de hep havanda su döverler ve yine böyle bir ülkede kat’iyen sağlam bir düşünce ve inanç hürriyeti teessüs ettirilemez, ettirilse de yaşatılamaz. Hatta böyle bir ülkede hukuk devletinden de söz edilemez; sureta var görünse de bir aldatmacadan başka bir şey değildir.

Aslında müsamaha ve hoşgörünün olmadığı bir yerde sıhhatli bir basın ve yayından, ilmî düşünceden ve kültür faaliyetlerinden bahsetmeye de imkân yoktur. Günümüzde bu türden görülen şeyler ise, belli bir düşünce ve belli bir anlayışa göre sıkıştırılmış tek yanlı, tek cepheli bir kısım kısır gayretlerdir ki; bunlardan taze, yararlı ve gelecek vaad eden bir şeyler beklemek, beyhude bir bekleyiştir.

24