Bu itibarla da bir mü’min, arzî olduğu aynı anda semavî, cismaniyeti içinde de ruhanîdir.. ve seviye farklılığı mahfuz, böyle bir mülâhaza hemen herkes için söz konusudur. Bazı kimseler İslâm’ın ruhundan istifade eder ve her zaman çok iyi beslenirler; beslenir ve meleklerle atbaşı hâle gelirler. Bazıları –kusur, irtibatlarındaki gevşekliğe bağlı– bu seviyeyi tam tutturamaz, taklide düşer ve diyaneti başkalarının gölgesinde takip ederler. Bazıları da bütün bütün cismaniyetlerinin altında kalarak onun kalbe ve ruha vaad ettiklerini hiçbir zaman tam duyamazlar; duyamazlar ama, azıcık irtibatları varsa bunlar dahi vicdanî ihsaslarıyla –net olmasa da– çevrelerinden pek çok şey duyar ve pek ciddî işaretler alabilirler; alabilir ve rubûbiyetin o sırlı tasarruflarındaki nice esrarı sezerek kendilerini şöyle böyle de olsa bir kısım ubûdiyet mülâhazaları içinde bulurlar.