İkincisi; Seyyidina Hazreti Ali’nin (radıyallâhu anh) ifadesiyle ara sıra kalbi dinlendirmek gerekir.64 Kalb daima huzurda olursa yorulur. Kalb, hakkı düşünmekle, Allah’ın (celle celâluhu) âyetlerini tefekkür etmekle lezzet alır. Fakat daima onu orada koşturursanız o da yorulur. Binaenaleyh ara sıra kalbi dinlendirmek lâzımdır. İnsan, helâl daire içinde dünya işlerine de girmeli, ailesiyle başbaşa kalmalı ve çocuklarıyla da meşgul olmalıdır. Gönülden olmasa bile fikrî meşgale itibariyle biraz uzaklaşmalıdır. Bu arada kalb dinlenecek, insan yeniden zinde olarak gaye ufkuna dönecek ve Allah’ı anmaya koşacaktır. Dinin getirdiği ölçü budur. Nitekim Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu muvazeneyi bir hadislerinde şöyle anlatır: “Ben, sizin Allah’tan en çok korkanınız ve kötülükten en çok korunanınızım. Böyle iken ben bazı günler oruç tutarım, bazı günler tutmam. Gecenin bir kısmında namaz kılarım, bir kısmında da uyur istirahat ederim. Aynı zamanda benim bir aile hayatım da vardır. Her kim benim bu yolumdan gitmez de ondan yüz çevirirse benden değildir.”65 Allah Resûlü böylesine bir taksimat yapıyor, kalbin, kafanın ve ruhun hakkını verdiği gibi bedeninin de hakkını veriyordu.
Kardeşlerimiz meseleyi böyle anlamalı ve arz ettiğim çerçevede takınmaları gereken tavrı takınmalıdırlar.
61 Buhârî, imân 36.
62 Yûnus sûresi, 10/24.
63 Müslim, tevbe 12; Tirmizî, kıyâmet 60.
64 el-Mekkî, Kûtü’l-kulûb 2/409; el-Gazzâlî, İhyâu ulûmi’d-dîn 4/376.
65 Buhârî, nikâh 1; Müslim, nikâh 5.