İçeriğe geç

Büyüklerin durumu böyledir, ama gel gör ki, halkımız cahil olduğundan Allah’tan (celle celâluhu) gelen bir kısım ihsan ve ikramları günahkâr şahıslarda görmek suretiyle, kısmî ve gizli bir şirke girerek insana kâmet-i kıymetinin üstünde pâyeler vermektedirler. Aynı zamanda bir cemaatin şahs-ı mânevîsine terettüp eden şeyleri zayıf ve âciz bir kısım kimselerin omuzlarında görmeye çalışmakta, dolayısıyla hata etmektedirler.

Bu kimseler cahillikleri sebebiyle hep ifrata düşmektedirler. Böylesi bir ifrata saplandıkları için de başkasına hakk-ı hayat tanımamakta ve kendi ‘mehdi’lerinin arkasından gitmektedirler. Herkes büyük bildiği zatı varsın büyük bilsin. Fakat onu büyük bilme, başkalarının büyük görüp saygı duyduğu insanları küçümseme, hafife alma gibi bir yanlışlığa sevk etmesin!

Sadece belirli zatların kitaplarının okunması meselesine gelince; günümüzün dertlerine tercüman olmuş, küfrü ve ilhadı yerle bir etmiş İmam Rabbânî ve İmam Gazzâlî gibi büyük zevatın nurlu ve feyizli eserlerini evleviyetle okumak elbette gereklidir ve bunu kimse kınamamalıdır. Ancak “Bunların dışında başka eserler okunmamalıdır” demek, sadece bağnazlıktır. İmam Rabbânî Hazretlerinin eseri elbette okunmalıdır ancak bunun yanında Allah Resûlü’nün siyeri, ashab-ı kiramın hayatı, ilmihâl bilgileri de ihmal edilmemelidir. Ben özellikle Muhammed Yusuf Kandehlevî’nin ihlâs ve samimiyetle yazdığı Hayâtü’s-sahabe isimli eserinin okunmasını tavsiye ediyorum. Kat’iyen inanıyorum ki, ahir zamanda ancak ashabın yoluyla bu çukurdan dışarıya çıkılabilir ve bu aşılmaz tepeler aşılabilir. Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki, bizler ashabın hayatını temsil ettiğimiz nispette Resûl-i Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselâm) yaklaşmış olacağız.

186