İçeriğe geç

Aslında onlara kadar gitmeye hiç lüzum yok; bizim dünyamızda da buna benzer hâdiseler olmuştur. Müslümanlar içinde mânâ âleminin sultanları diyebileceğimiz Allah dostları zuhur etmiş ve bu devâsâ kâmetler insanlar tarafından hüsnükabul görmüştür. Ancak daha sonraki devirlerde bir kısım cahiller, Allah’ı unutarak doğrudan doğruya bu şahısları büyük görmeye başlamışlardır. Ben, türbelere kurban kesip secde eden insanları kendi gözlerimle gördüm. Cahiliye devrinde Mekke’de putlara kesilen kurbanlarla türbeye kesilen kurban arasında hiçbir fark yoktur. Kaldı ki Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) dini hâlâ bâkidir ve Allah’ın teminatı altındadır. Her ne kadar Allah Resûlü’yle aramızda bin dört yüz sene gibi bir zaman olsa da Efendimiz’den sonra günümüze kadar ehlullah hiç eksik olmamış ve Kur’an da tahrif edilmemiştir. Buna rağmen Müslümanlar arasında bu derece putperestliğe doğru baş aşağı gidişin olması, beşer tarihinde geçen uzun zamanın insanları değiştirdiğini göstermektedir.

Hâsılı, nasıl ki Efendimiz’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) sonra bir İslâm mitolojisi oluşturulmuştur, aynen öyle de üzerinden geçen uzun asırlar neticesinde, aslında hak ve hakikat olan çeşitli dinler de zamanla bu türlü mitolojik bir hüviyet kazanmış ve sonraları bir ucûbe olarak karşımıza çıkmıştır.

İnsan fıtratında Rabbe karşı bir ubudiyet hissi vardır. Rabbine karşı bu ubudiyet hissini yerine getirmeyen insan bunu putlara karşı yapmaktadır ve yapagelmiştir. Cenâb-ı Hak, dinimiz adına bu türlü şeylere maruz kalmaktan bizleri muhafaza buyursun!

12 Bkz. Buhârî, tefsir (71) 1.

33