Bilinmesi gereken bir diğer husus da makro âlemle normo âlem arasındaki sıkı münasebettir. Mesela, güneşin etrafındaki gezegenler filan şu kadar senede farklı bir keyfiyet göstermişlerse buna paralel olarak hayat-ı içtimaiyede de bir kısım gelişmeler değişik hüviyette arz-ı dîdâr edegelmiştir. Makro âlemin sırlarına vâkıf bir kısım ehl-i tahkik, içtimaî hayata dair haberleri, “Allahu a’lem” (Allah en doğrusunu bilir) demek kaydıyla dile getirebilir.
Soruda temas edilen hususa gelecek olursak, bugün küfür artık kendi devrini tamamlamıştır. Küfrü temsil edenler arasında huzursuzluklar baş göstermiş, mâbud edindikleri objeler birer birer yıkılmaya başlamıştır. Bu şartlar muvacehesinde Cenâb-ı Hakk’ın, İslâmiyet’i insanların kalbine koymak suretiyle mü’minlere bir fütuhat ihsan etmesi mümkündür. Biz ister ve dua edersek, Cenâb-ı Hak da lütfeder.
Soruda geçen “Mü’minler dikkatli olmalıdır.” ifadesinden anlaşılan şey, çok dua, tevbe ve istiğfar etmek, paçaları sıvayıp köylere, kentlere kadar gidip Allah’ı ve Resûlullah’ı anlatmak olmalıdır. Bana göre de eğer dâhilde sürtüşme olmazsa Cenâb-ı Hak her an bize gerçek keyfiyetiyle Müslümanlığı lütfeder. Bize gelecek olan fetih bir gün yoldan geriye dönerse kat’iyen bilinmelidir ki bu, birtakım sabit fikirlerle hareket eden, nefsini seven, hodgâm bir kısım politikacıların cemaat-i İslâmiye arasında meydana getirdikleri sürtüşmeden ötürüdür. Eğer İslâmiyetin gerçek keyfiyetiyle insanların gönüllerinde taht kurmak üzere gelişini görmek istiyorsak, nefse muhabbetle değil, Hakk’a muhabbetle hareket etmeli, kusur ve kabahatimizi yüzümüze karşı söyleyen insanlarla bile iş yapmalıyız. Bizi pohpohlayan, omuzlarında gezdiren riyakârlarla beraber olursak kendimiz battığımız gibi İslâmiyet’i de batırırız.
42 Müştak Baba, Divan-ı Müştak Efendi, s. 29.
43 Bkz. İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr 4/243.
44 Buhârî, i’tisâm 10; Müslim, imâret 171.