Batı, aşağılık duygusu içinde, bu geri kalışın tesiri ve ezik milletlerin maruz kaldıkları hava ve hâlet-i ruhiye içinde çok çalıştı. Biz ise zaferin verdiği sarhoşlukla çalışmayı bıraktık, kendi oluşturduğumuz bu sistemi geliştiremedik. Sekiz asır evvel sinüs, kosinüs kavramlarını literatüre kazandırdık ve deniz aşırı ölçümler yaptık ama sekiz asır sonra hâlâ aynı ölçüleri kullanıyorduk. Bu bir vâkıadır ancak buradaki tek suçlu da medrese değildir. Devlet adamlarının ve o dönemde ilim ve fikir hayatını idare edip yönlendiren insanların bu mevzuda ileriyi göremeyişleri de ayrı bir faktör olarak değerlendirilmelidir. Bu konuda kaderin bir payı olduğu da unutulmamalıdır. Kanaat-i âcizanemce Cenâb-ı Hak, bizleri bu devirde tam bir inkişâfa götürmek için hakkımızda geçici bir mağlubiyet hükmü vermiştir. İnşâallah bunu aştıktan sonra, devrin bütün ilim, teknik, fen ve sanayiine hâkim olarak bütün dünyada arz-ı dîdâr edeceğiz. Bunu Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinden bekliyor ve olmasını ümit ediyoruz.