İçeriğe geç

Aynı şekilde, insan bu dünyaya ahsen-i takvîme mazhar olarak gelir. Bu hususta da onun mahiyet-i ulviyesine, içindeki istidat ve kabiliyetlerine bakılmalıdır. Eğer bunlar dış desteklerle inkişaf ettirilebilse, insan bu sayede melek hâline gelebilir. İşte biz, bunların ileride inkişaf ettirilmesi şart ve mülâhazasıyla ona “Müslüman” diyoruz. Ama –Allah korusun– esen muhalif bir rüzgâr, bir gün bu temiz fıtratın kolunu-kanadını kırarsa, işte o zaman onun asıl fıtratı bozulmuş demektir. İşin hakikatini ancak Cenâb-ı Hak bilir.

Meselenin insanın iradesine bağlı tarafı olan ikinci yönü, yani sonradan Yahudi, Mecusi veya Hıristiyan olma durumu, ancak mükellefiyetten sonra söz konusu olabilir. İnsan ya Müslüman ya Hıristiyan ya da Yahudi olur veya başka bir yol tutar.

Soruda, Müslüman olmayan bir aileden dünyaya gelen ve rüşde ermeden vefat eden çocukların ahiretteki durumları soruluyor. Bu konuda ulema farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bazı âlimler, gayrimüslim ailelerin rüşde ermeden ölen çocuklarının babalarına tâbi olduklarını söylerken, diğer bazıları bu konuda tevakkuf ederek cennetlik veya cehennemlik oldukları konusunda bir tercihte bulunmayı doğru görmemişlerdir. Bu görüşlerin yanında Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in büyük bir kısmı ise, rüşde ermeden vefat eden çocukların Cennet’e gireceğini söylerler.

Her şeyin en doğrusunu Allah (celle celâluhu) bilir.

35 Buhârî, cenâiz 80, 93, tefsîru sûre (30) 1, kader, 3; Müslim, kader 22-25.

36 Bkz. İbn Manzûr, Lisânü’l-Arab 5/146; ez-Zebîdî, Tâcü’l-arûs 14/55.

58