İçeriğe geç

Bu devirde, Sa’d b. Ebi Vakkas ve Mus’ab b. Umeyr gibi irşad ve tebliğ yapan kız ve erkek evlatlarımız var. Bu gençlerimizin kendilerine örnek aldıkları Hz. Mus’ab, Mekke’de dört-beş sene kaldıktan sonra önce Habeşistan’a daha sonra Medine’ye hicret etti. Bu arada ailesinden gördüğü işkencenin derecesini ancak Allah bilir. Cennet’in gılmanları kadar güzel ve gösterişli olan bu çocuk henüz on beş-on altı yaşlarında Müslümanlığı kabul etmişti. Ama o, anacığını da kırmamaya gayret ediyor ancak Resûl-i Ekrem’in yanından bir an bile ayrılmıyordu. Allah Resûlü’nün dayısının oğlu olan Sa’d İbni Ebî Vakkas, henüz on sekiz yaşlarında olduğu dönemde İslâm’a girmiş ve daha o yaşta kendini aşarak Efendimiz’e sadakatle inanmıştı. Kendisi bu durumu şöyle anlatır:

“Bir gece Mekke’deküçük abdest yapmak için dışarı çıktım. İdrar yaparken açlıktan gözlerim kararıyordu. Çıkan sesten idrarın sert bir cisme temas ettiğini anladım. El yordamıyla kurcalarken elime bir deri parçası geldi. Sevinerek onu hemen evime götürdüm. Temizleyip pişirdim ve üç gün suyunu içtim, bu müddet zarfında dizlerime derman oldu.”165 Bu kadar geçim sıkıntısına maruz kalan Hz. Sa’d der ki, “Bir gün annem karşıma dikildi ve şöyle dedi: “Yemin ederim ki, sen gittiğin yoldan dönene kadar ağzıma bir lokma koymayacak ve güneşin altında duracağım!” Üç gün boyunca da dediğini yaptı. Üçüncü gün artık takatsiz kalıp bayılınca Resulullah’a (sallallâhu aleyhi ve sellem) gelip durumu anlattım ve şu âyet indi: ‘İnsana, anne-babasına iyi davranmasını emrettik.’166167

212