İçeriğe geç

İşte din, Hazreti Âdem’le birlikte temelde, usûlde inşa edilmiştir. Beşerin gelişme ve ilerleme kaydetmesiyle birlikte üzerine yeni bazı binalar ilâve edilmiş, gelişmiş ve geliştirilmiştir. Binaenaleyh Hazreti Âdem, “Lâ ilâhe illallah” cümlesinin peşine “Âdem resûlullah” diye ilâvesini yaparak davet ediyordu. Hazreti Nuh yine aynı şeye davet ediyor; “Lâ ilâhe illallah, Nuh resûlullah”, Hazreti Musa, “Lâ ilâhe illallah, Musa resûlullah”, Hazreti İsa, “Lâ ilâhe illallah, İsa resûlullah” diyordu. Devir döndü, biz de şimdi “Lâ ilâhe illallah, Muhammedün Resûlullah” diyoruz.

Allah’ın gönderdiği dinlerin aslında, özünde bir değişiklik yoktur. Bütün peygamberler ahiretten bahsetmiş, hesap ve kitabı nazara vermiş ve Allah’ın indirdiği kitaba inanmayı bir iman esası olarak talim etmişlerdir. Bunlar, değişmeyen sabit hakikatlerdir; ama toplumun gelişmesine göre fürûata ait bazı uygulamalarda değişiklikler olmuştur. Eğer bir aile köy hâline gelmişse bazı değişiklikler olması kaçınılmazdır. Bir de bu aile bir kasaba veya şehir hâline gelirse, başında bir idareci olması gerekecek, işlerin düzgün yürümesi için daha önce aile içinde mevcut olmayan yeni görevler ortaya çıkacaktır. Aile devlet hâline gelmişse, valileri, ordusu, devlet başkanı olacaktır.

Hazreti Âdem’den başlayıp gelişen, bir bakıma tabiat-ı beşerin de muktezası olan İslâm dini o kökle ciddi bir uyum içinde gelişmiştir. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) devrine gelindiğinde ise bütün insanlık çapında bir keyfiyet kazanmıştır. Ama din her zaman tek olmuştur.

29