İçeriğe geç

İşte Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) böyle iki yönü vardı. Bazı rivayetlerde, sorudaki duanın sonunda Hz. Aişe’nin Allah Resûlü’ne bir sorusundan da söz edilir: “Ya Resûlallah, niçin fakir olarak haşredilmeyi istiyorsun?” Efendimiz de buyururlar ki: “Onlar zenginlerden 40 yıl evvel Cennet’e gireceklerdir”113 Yani Bilal-i Habeşîler, Ebû Süfyanlardan kırk sene evvel Cennet’e girecekdir. Nitekim bunu teyit eden bir hadisede, Allah Resûlü bir defasında Abdurrahman bin Avf hakkında, “Ben onu gördüm, malının hesabından ötürü mak’adı üzerine emekleye emekleye Cennet’e giriyordu.” buyurmuş, bunu Hz. Aişe vasıtasıyla duyan Abdurrahman bin Avf da o ihtişamlı kervanındaki bütün mallarını Allah yolunda infak etmişti.114

Netice-i kelam, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir yönüyle Müslümanlar içinde fakir fukaraya sabır ve tahammül edip tevazu gösteriyordu. Bir yerde de kefere ve fecereye karşı Allah’ın yeryüzündeki en mümtaz varlığı olarak, o aslanların başında her şeyi ayağının altına alacak mahiyette, “Allah’ım, açlık, mezellet, borcun galebesi, dünyanın kahrı.. gibi şeylerden Sana sığınırım. Beni bunlardan uzak tut!” diyordu. Bu tavırlardan biri şahs-ı manevî-i Muhammedî namına, öbürü de Müslümanlara karşı kendi şahsı adınaydı.

105 Tirmizi, zühd 37.

106 Ebû Davud, salât 376.

107 Buhârî, et’ime 28; Müslim, zikr 50; Ebû Davud, salât 376.

108 Müslim, cihad 79.

109 Buhârî, cihad 166; Müslim, cihad 76-80.

110 İbn Hişâm, es-Sîratü’n-nebeviyye 2/405.

111 İbn Mâce, et’ime 6.

112 Bkz. En’âm sûresi, 6/52; Kehf sûresi, 18/28

113 Tirmizî, zühd 37.

114 Ahmed b. Hanbel, Müsned 41/337.

154