İçeriğe geç

Ben şahsen çocukluğumdan beri sahabenin hayatını okurum. Belli bir devreden sonra da onları anlatmaya başladım. Fakat bazen, onların temsil ettikleri kardeşlik tablolarını hayretle karşılar ve sanki sadece onlara mahsus ve bugün için tatbiki mümkün olmayan bir ütopya gibi değerlendirirdim. Daha sonra bazı arkadaşlarda gördüğüm bu mânâdaki misaller, bana bu düşüncelerin yaşanabilirliği hakkında tam kanaat verdi. Hatta bazen bu arkadaşların birbirlerine gösterdikleri, yekdiğerinde fâni olma örnekleri, başkalarına öyle tesir etti ki onların yanlarına gelen ve bu kardeşliği hayran hayran seyreden dıştan bir insanın, hayret dolu bir tonla “Aman Allahım, bu ne kardeşlik!” dediğini bizzat kendim duydum ve hâlâ o tatlı ses tonuyla bu ifade, hafızamda yeniliğini muhafaza etmektedir. Tabiî ki bu beni son derece sevindirmiştir. Müslümanlar arasında müşâhede ettiğimiz bu civanmertliği kabul ve teslimle beraber yeterli bulmamız mümkün değildir. Biz bu mevzuda da doymama kuşağında dolaşanlardan olmalıyız. Zira bugün yeterli olabilen şu kardeşlik şuuru, yarın, milletimizin, büyüklüğe sıçraması yolunda karşısına dikilmesi muhtemel büyük engel ve engebelere takılmaması için gerekli ölçüde olmayabilir.

Köleyi azat etme bir akabedir.1 Bugünkü mânâsıyla çeşitli ideoloji ve sistemler tarafından esir edilmiş, satın alınmış nice insanlara kadar uzanabilecek bir değerlendirme ile geniş çaplı ele alacak olursak, köle azat etmenin nasıl bir engel, tepe ve akabe olduğu her hâlde daha iyi anlaşılmış olacaktır.

49