O, büyük bir davayı temsil etmek için gelmişti. Cenâb-ı Hak (celle celâluhu) O’na ümmet, sahabi ve arkadaş olacakları da, öyle bir davayı ilk omuzlayacaklar olmaları itibarıyla, bu işin altından kalkabilecek kıvam ve mahiyette, hususî olarak yarattı. Evet, onlar hususî ve ısmarlama insanlardı.
Düşünün ki Halid İbn Velid, Mute’ye iştirak ettiğinde henüz iki aylık bir Müslüman’dı. Bir nefer olarak harbe iştirak etmişti. O gün ismi sayılan kumandanlar arasında onun adı yoktu. Zeyd İbn Hârise, Cafer İbn Ebî Talib ve Abdullah İbn Revâha sırasıyla sayılmış ve “Eğer ona da bir şey olursa sancağı Allah’ın kılıçlarından bir kılıç alsın.” denilmişti.17
Mute’de Müslümanların sayısı üç bin, Bizans ordusu ise tam bunun 66 misli, yani iki yüz bin kişiydi.18 Bazıları tereddüt geçirdi. Biz bu kadar sayıda bir düşman beklemiyorduk, Medine’ye geri dönelim, dediler. Ancak Zeyd önlerine dikildi. Nasıl bütün hayatı boyunca ve hangi mevzuda olursa olsun hiç dönmemişti, burada da dönmeyecekti. O tecessüm etmiş bir itaatti. İki Cihan Serveri ona, anası yaşında bir kadınla, Ümmü Eymen’le evlenmesini söylemiş hiç tereddüt etmeden kabul etmişti. Tâif’te Allah Resûlü’ne (sallallâhu aleyhi ve sellem) atılan taşlara kalkanlık yapmış ve her tarafı kan revan içinde kalmıştı.19 Bugün bir ordu kumandanıydı. İşin mahiyeti değişse bile özü değişmemişti. O hep itaat ediyordu. Aslanlar gibi kükredi. Düşmanın sayısı ne olursa olsun geri dönülmeyecekti. Zira Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) onlara bunu emretmişti.
Dipnotlar
- 17 Bkz.: el-Heysemî, Mecmau’z-zevâid 6/156-157; İbn Hişam, es-Sîretü’n-nebeviyye 4/15, 21; İbn Kesîr, el-Bidâyeve’n-nihâye 4/291.
- 18 Bkz.: Buhârî, meğâzî 44; İbn Hişam, es-Sîretü’n-nebeviyye 4/15-30; İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-nihâye 4/291-295.
- 19 Bkz.: Buhârî, bed’ül-halk 7; Müslim, cihad 111; İbn Hişam, es-Sîretü’n-nebeviyye 2/60-63; İbn Kesir, el-Bidâye ve’n-nihâye 3/166.