İçeriğe geç

Yine, kâinatta ince bir nizam ve intizam dahilinde, rızık tevziatı yapılmaktadır. Hücreden gergedana kadar her canlı kendine münasip bir rızkla beslenmektedir. İbadet ve tesbihler meleğe rızık olurken, et insana, kemiği de cinlere rızık olmaktadır. İşte gözle gördüğümüz rızka ait bu faaliyet, hiç şüphesiz, Cenâb-ı Hakk’ın bir “Rezzâk” ismi olduğunu ispat etmektedir.

Eğer biz, Cenâb-ı Hakk’ın “Cemîl” ve “Rezzâk” isimlerini bilmemiş olsaydık icraatını gördükten sonra, O’na hitaben “Sen Cemîl’sin”, “Sen Rezzâk’sın” diyecektik. Bunun gibi, diğer isimlerini de icraatından anlayıp yine, O’na o isimlerle seslenecektik. İşte Cenâb-ı Hak, icraatını gösterdikten sonra, bizi yanıltmamak için kendisini bu isimlerle tesmiye etmiştir. Ancak Esmâ-i İlâhî tevkîfîdir. Biz, Zât-ı Ulûhiyet hakkında kendi kafamızdan isim uyduramayız.

60