İçeriğe geç

d. Bu izdivaçlar vasıtasıyla, Nebiy-yi Ekmel, âdeta bütün Ceziretü’l-Arap’la yakınlık tesis etmiş gibi, her hanenin, teklifsiz misafiri hâline gelmişti. Herkes bu karabet vasıtasıyla o mehâbet âbidesine yaklaşabiliyor ve dinî umûru öğrenme fırsatını buluyordu. Aynı zamanda bu ayrı ayrı aşiretlerin her biri, bir çeşit, kendini O’na yakın sayıyor ve bununla iftihar ediyordu. Mahzumoğulları, Ümmü Seleme vasıtasıyla; Emevîler, Ümmü Habîbe vasıtasıyla; Hâşimîler, Zeyneb bint Cahş (radıyallâhu anhünne) vasıtasıyla kendilerini ona yakın kabul edip, bahtiyar sayıyorlardı…

3. Buraya kadar olanlar umumî mânâda ve bazı yönleriyle de, diğer peygamberlere şâmil olacak şekilde idi. Şimdi bir de, hususî mânâda ve teker teker her zevcenin serencâmesi içinde meseleyi ele alalım:

Evet, burada dahi göreceğiz ki; mantık, vahiy ile müeyyed o Zât’ın hayat-ı seniyyesi karşısında toprak kadar aşağı kalıyor; tabir-i diğerle beşer düşüncesi Fetanet-i A’zam önünde rükûa varıp iki büklüm oluyor.

a. İlk zevceleri Seyyidetinâ Hz. Hatice’dir (radıyallâhu anhâ). Kendinden on beş yaş daha büyük olan bu nadide kadınla izdivaçları, her evlilik için en büyük örnek mahiyetindedir. O, bütün bir hayat boyu, derin bir vefa ve sadakatle eşlerine bağlı kaldıkları gibi, zevcelerinin vefatından sonra dahi onu hiçbir zaman unutmamış, hatta her vesile ve fırsatta ondan bahisler açmıştır.

Hz. Hatice’den sonra Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) dört-beş sene evlenmediler. Başlarında birçok yetim bulunmasına rağmen, onların meûnetine katlanıp, bir bakıma hem annelik, hem de babalık vazifesini yürüttüler. Muhalfarz, evvel ve âhir kadınlara karşı küçük bir zaafı olsaydı, böyle mi hareket ederlerdi?..

78