İslâm, evvelâ, köleliği bir vak’a olarak ele aldı. Sonra kölelerin ne ticaret ne de eğlence metaı olmadığını hatırlattı ve insan olduklarına dikkati çekti: “Sizin bazınız bazınızdandır.”1 “Kim kölesini öldürürse onu öldürürüz, kim onu hapseder veya gıdasını keserse onu hapseder ve gıdasını keseriz, kim onu hadım yaparsa onu hadım yaparız.”2 gibi ilâhî prensipleri ilân ederek, düşünceye istikamet verip inhirafın önüne geçti. “Siz âdemoğullarısınız. Âdem de topraktandır.”3 “Biliniz ki, hiçbir Arab’ın Arap olmayana ve hiçbir Arap olmayanın da Arap olana; hiçbir beyazın siyaha, hiçbir siyahın da beyaza üstünlüğü yoktur. Üstünlük takva iledir.”4 Yani bütün üstünlük ve meziyet, Yaradan’ın insana bakışı ve insanın bu bakış ve hitap karşısında tavır ve davranışlarını düzeltmesine bağlanıyordu.
İslâm’ın bu yumuşak havası sayesinde bütün bir mazisi esarette geçmiş -hadisin ifadesiyle- nice saçı başı dağınık kimseler vardır ki, eşraf ve ileri gelenlerden hep tâzim görmüşlerdir. Hz. Ömer (radıyallâhu anh), “Bilâl, Efendimiz; ve onu Efendimiz Ebû Bekir (radıyallâhu anh) hürriyete kavuşturdu.”5 derken, bu mânâya saygısını ifade ediyordu. İslâm, onları da, âlemşümul kardeşliği içinde mütalâa ediyor ve her şeyden evvel “Hizmetçi ve köleleriniz kardeşlerinizdir. Kardeşi, elinin altında bulunan her fert, ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onların yapamayacakları işleri emredip onlara yüklemesin. Eğer zor işler teklif ederseniz, behemehal onlara yardım ediniz.”6 “Sizden hiçbiriniz, ‘Bu kölemdir, bu cariyemdir.’ demesin. Kızım veya oğlum, yahut kardeşim desin.”7
Dipnotlar
- 1 Nisâ sûresi, 4/25.
- 2 Ebû Dâvûd, diyât 7; Tirmizî, diyât 16; el-Hâkim, el-Müstedrek 4/408.
- 3 Ebû Dâvûd, edeb 120.
- 4 Müslim, imâret 36; Tirmizî, cuma 80, cihad 28.
- 5 İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ğâbe 1/209.
- 6 Müslim, eyman 29; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 5/161.
- 7 Müslim, elfaz 3; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 2/484.