وَاَوْحٰى رَبُّكَ اِلَى النَّحْلِ
ifade ettiği hakikat-i kerîmâneyi
وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومَ مُسَخَّرَاتٍ بِاَمْرِهِ
ifade ettiği hakikat-i azîme-i hâkimâne-i âmirâneyi görür, gösterir.
اَوَلَمْ يَرَوْا اِلَى الطَّيْرِ فَوْقَهُمْ صَۤافَّاتٍ وَيَقْبِضْنَ مَايُمْسِكُهُنَّ اِلاَّ الرَّحْمَنُ اِنَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ بَصِيرٌ
ifade ettikleri hakikat-i rahîmâne-i müdebbirâneyi
وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضَ وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا
ifade ettiği hakikat-i azîme ile
وَهُوَ مَعَكُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْ
ifade ettiği hakikat-i rakîbâneyi
هُوَ اْلاَوَّلُ وَاْلاٰخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ
ifade ettiği hakikat-i muhita gibi
وَلَقَدْ خَلَقْنَا اْلاِنْسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
ifade ettiği akrebiyeti
تَعْرُجُ الْمَلٰۤئِكَةُ وَالرُّوحُ اِلَيْهِ فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسِينَ اَلْفَ سَنَةٍ
Dipnotlar
- "Rabbin balarısına ilham etti." Nahl Sûresi, 16:68.
- "Güneşi, ayı ve yıldızları da emrine boyun eğmiş olarak yarattı." A'râf Sûresi, 7:54.
- "Üzerlerinde dizi dizi kanat çırpıp duran kuşları da mı görmüyorlar? Onları havada tutan Rahmân'dan başkası değildir. O herşeyi hakkıyla görür." Mülk Sûresi, 67:19.
- "Onun hâkimiyet ve saltanatı gökleri ve yeri kuşatmıştır. Gökleri ve yeri tasarrufu altında tutmak Onun kudretine ağır gelmez." Bakara Sûresi, 2:255.
- "Nerede olsanız O sizinledir." Hadid Sûresi, 57:4.
- "O Evveldir, Âhirdir, Zâhirdir, Bâtındır. O herşeyi hakkıyla bilendir." Hadid Sûresi, 57:3.
- "And olsun ki insanı Biz yarattık; nefsinin ona ne vesvese verdiğini de biliriz. Çünkü Biz ona şahdamarından daha yakınız." Kaf Sûresi, 50:16.
- "Melekler ve Cebrail, elli bin sene uzunluğunda olan bir günde, Allah'ın emrini almak üzere Arşa yükselirler." Meâric Sûresi, 70:4.