tâifeye göre (ve ne fikirde bulunursa bulunsun) bu mübârek söz, i'câz-ı Kur'ân'ı ona gösterir ve ispat eder. Bu söz şimdiye kadar i'câz-ı Kur'ân'a karşı çok muannitleri serfüru ettirerek secdeye getirmiş...
YİRMİ ALTINCI SÖZ: ..... 623
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ 1 وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ عِنْدَنَا خَزَۤائِنُهُ وَمَا نُنَزِّلُهُ اِلاَّ بِقَدَرٍ مَعْلُومٍ 2 وَكُلَّ شَىْءٍ اَحْصَيْنَاهُ فِى اِمَامٍ مُبِينٍ 3
ilâ âhiri.. meâlindeki âyâtın sırr-ı kadere ait ve "iman-ı bi'l-kader" "Hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ"nın isbatına medar mühim bir hakikatını dört mebhas ile öyle bir surette tefsir eder ki; havassın fikirleri yetişmediği esrâr-ı kaderiyeyi, basit avamların zihinlerine takrip edip anlattırıyor. Hatimesinde, en kısa ve en selim ve en müstakim bir tarikın esâsını Dört Hatve nâmıyla tezkiye-i nefsin ve tekemmül-ü ruhun medârı olan dört mühim dersi veriyor. Ve hâtimenin hâtimesinde mesâil-i müteferrikadan altı mesele var ki, birisi Sûre-i Feth'in âhirindeki âyetin bir sırr-ı i'câziyesini açıyor.
YİRMİ YEDİNCİ SÖZ: ..... 646
وَلَوْ رَدُّوهُ اِلَى الرَّسُولِ وَاِلٰۤى اُولِى اْلاَمْرِ مِنْهُمْ لَعَلِمَهُ الَّذِينَ يَسْتَنْبِطُونَهُ مِنْهُمْ وَلَوْ لاَ فَضْلُ اللهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ لاَتَّبَعْتُمُ الشَّيْطَانَ اِلاَّ قَلِيلاً 4
âyetinin meâlindeki âyâtın içtihada dair mühim bir hakikatını tefsir eder. Ve bu zamanda haddinden tecavüz edip içtihaddan dem vuranların haddini bildirip, ihtilaf-ı mezâhibin sırrını güzel beyan eder. "Bu zamanda eski zaman gibi içtihad
Dipnotlar
- "Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla." Fâtiha Sûresi, 1:1.
- "Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri Bizim yanımızda olmasın. Herşeyi Biz belirli bir miktarla indiririz." Hicr Sûresi, 15:21.
- "Biz herşeyi İmam-ı Mübinde tek tek sayıp yazdık." Yâsin Sûresi, 36:12.
- "Eğer o meseleyi peygambere ve mü'minlerden ihtisas ve salâhiyet sahibi kimselere havale etselerdi, elbette o kimselerden hüküm çıkarmaya ehliyetli olanlar işin doğrusunu bilirlerdi. Eğer üzerinizde Allah'ın lütuf ve rahmeti olmasaydı pek azınız müstesnâ muhakkak şeytana uyup gitmiştiniz." Nisâ Sûresi, 4:83.