İkinci nükte: Kur'ân-ı Hakimde "Resul" kelimesinin tekrarındaki esrarın tevafuk cihetiyle birisine işaret için, yüz altmış âyattaki "Resul" kelimesi birbirine tevafukla mânidar bakması gibi; o yüz altmış muazzam âyetler de birbirine bakıyor. Birbirini te'yid ve ispat ettiğine işâreten ve Kur'ân'dan hem kırâet, hem zikir, hem fikir olmak üzere bir hizb-i mahsustur. Kendine âli ve tatlı ve çok kıymetli ve çok faziletli bir vird arzu edenlere mühim bir virddir.... 579
Üçüncü nükte: Lâfzullahın iki bin sekiz yüz altı defa zikrinin çok nükteleri var. İ'câz-ı Kur'ân'ın çok şuâlarını gösteriyor. Bu Üçüncü Nükte de, onun dört şuâ-ı i'câzını gösterir.... 580
Beşinci Risale olan Beşinci Kısım.... 582
اللهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ مَثَلُ نُورِهِ كَمِشْكٰوةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ اَلْمِصْبَاحُ فِى زُجَاجَةٍ اَلزُّجَاجَةُ كَاَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّىٌّ يُوقَد ُ 1
(ilh-âyet…) âyet-i pür-envarının çok envar-ı esrarından güzel bir nuru, Ramazan-ı şerifte bir hâlet-i ruhâniyede, mühim bir seyahat-ı kalbiyede görünmüş ve bir derece bu risalede beyan edilmiştir. Bu risale küçüktür, fakat çok nurlu ve ehemmiyetlidir.
Altıncı Risale olan Altıncı Kısım.... 587
وَلاَتَرْكَنُۤوا اِلَى الَّذِينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ 2 âyetinin mühim bir sırrını ve azim bir hakikatını; ins ve cin şeytanlarının ve Müslümanlar içine girmiş mülhidlerin ve münafıkların altı desiseleriyle altı cihetten hücumlarını altı hakikatla set ve reddetmekle, o sırr-ı azimi tefsir ediyor.
Birinci desiseleri: Kur'ân hâdimlerini hubb-u câh vasıtasıyla aldatmalarına mukabil gayet mukni ve kat'i bir cevapla susturur.... 587
İkinci desiseleri: Korku damarıyla, ehl-i hakkı haktan çevirmelerine karşı, gayet güzel ve kat'i bir cevapla tardedilir.... 590
Üçüncü desiseleri: Tama' ve hırs cihetiyle, ehl-i hidayeti hizmet-i Kur'âniyeden vazgeçirmelerine karşı, gayet parlak ve kat'i bir cevapla reddedilir.... 593
Dördüncü desiseleri: Asabiyet-i milliyeyi tahrik etmek sûretinde, hakiki din kardeşlerinin ve hizmet-i Kur'âniyede samimi arkadaşlarının içine yabanilik ve ihtilaf atmak ve üstadlarından soğutmalarına mukabil, gayet mühim ve kat'i öyle bir cevaptır ki; şeytan-ı insiyi tamamıyla susturduğu gibi, sahtekâr milliyetçilerin
Dipnotlar
- Bu risalenin, o mukaddes iki kelimenin i'câzî tevafuklarından bahsi ayn-ı hakikat olduğuna delil, o dördüncü risalede bütün o iki kelimenin tevafuk etmesidir. Herbir âyet ayrı ve satır başında yazılmasından, umum o iki mukaddes kelimeler tevafuk etmişlerdir.
- "Allah göklerin ve yerin nurudur. Onun nurunun misali, bir lâmba yuvası gibidir ki, onda bir kandil vardır. Kandil de cam fanus içindedir. Cam fanus ise, inci gibi parlayan bir yıldıza benzer ki, ne doğuya, ne de batıya ait olmayan mübarek bir ağacın yakıtından tutuşturulur. Onun yakıtı, kendisine ateş dokunmasa bile ışık verecek kabiliyettedir. O nur üstüne nurdur. Allah dilediğini nuruna kavuşturur." Nur Sûresi, 24:35.
- "Zulmedenlere en küçük bir meyil dahi göstermeyin; yoksa Cehennem ateşi size de dokunur." Hûd Sûresi, 11:113.