Ebu Zerr-i Gıfârî, tarikinde der ki: Sonra Hazret-i Ömer'in eline koydu; yine tesbih ettiler. Sonra aldı, yere koydu, sustular. Sonra yine aldı, Hazret-i Osman'ın eline koydu; yine tesbihe başladılar. Sonra, Hazret-i Enes ve Ebu Zer diyorlar ki: "Ellerimize koydu, sustular."1
ÜÇÜNCÜ MİSAL: Hazret-i Ali ve Hazret-i Câbir ve Hazret-i Aişe-i Sıddıkadan nakl-i sahihle sabittir ki:
Dağ, taş, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ يَارَسُولَ اللهِ 2 diyorlardı.
Hazret-i Ali'nin tarikinde diyor ki: Bidâyet-i nübüvvette, nevâhî-i Mekke'de Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ile beraber gezdiğimizde, ağaç ve taşa rast geldiğimiz vakit اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ يَارَسُولَ اللهِ diyorlardı.3
Hazret-i Câbir, tarikinde der ki: Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm, taş ve ağaca rast geldiği vakit, ona secde ediyordular. Yani, inkıyad edip
اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ يَارَسُولَ اللهِ 4 diyordular.
Câbir'in bir rivayetinde, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş:
اِنِّى لاََعْرِفُ حَجَرًا كَانَ يُسَلِّمُ عَلَىَّ 5
Bazılar demişler ki, "O Hacerü'l-Esvede işarettir."
Hazret-i Aişe'nin tarikinde demiş: Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş:
لَمَّا اسْتَقْبَلَنِى جَبْرَۤائِيلُ بِالرِّسَالَةِ جَعَلْتُ لاَ اَمُرُّ بِحَجَرٍ وَلاَ شَجَرٍ اِلاَّ قَالَ اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ يَارَسُولَ اللهِ 6
Dipnotlar
- Kadı İyaz, eş-Şifâ, 1:306; el-Heysemî, Mecme'u'z-Zevâid, 5:179, 8:298-299; İbni Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye, 6:132-133.
- Selâm sana ey Allah'ın Resûlü!
- Ali (r.a.)'dan: Tirmizî, Menâkıb: 6; Dârîmî, Mukaddime: 4; el-Heysemî, Mecme'u'z-Zevâid, 8:260; el-Hâkim, el-Müstedrek, 2:607; Ali el-Kari, Şerhu'ş-Şifâ, 1:628.
- Câbir (r.a.)'dan: Kadı İyaz, eş-Şifâ, 1:307; Hafâcî, Şerhu'ş-Şifâ, 3:71.
- "Bana selâm veren bir taş biliyorum." Müslim, Fedâil: 2; Tirmizî, Menâkıb: 5; Müsned, 5:89, 95, 105; İbni Hibban, Sahih, 8:139.
- "Cebrail bana vahiy getirmeye başladıktan sonra hangi taşın ve hangi ağacın yanından geçsem, bana mutlaka 'Esselâmü aleyke yâ Resulallah' derlerdi." Kadı İyaz, eş-Şifâ, 1:307; Hafâcî, Şerhu'ş-Şifâ, 3:71; el-Heysemî, Mecme'u'z-Zevâid, 8:259.