جَمِيعًا arzdaki bazı eşyanın abes ve faidesiz olduklarına ait evhamı def etmek içindir.
﴾ ثُمَّ اسْتَوٰى ﴿ 'daki ثُمَّ arzın hilkatiyle semavatın tesviyesi arasındaki Cenâb-ı Hakkın ef'al ve şuunatının silsilesine işarettir. Ve keza, beşere menfaat hususunda, semavatın tesviyesi arzın hilkatinden rütbece uzak olduğuna delâlet eder.
İcâz ve ihtisar için, اَرَادَ اَنْ يُسَوِّىَ yerinde اِسْتَوٰى denilmiştir. اِسْتَوٰى kelimesinin istimali, burada mecazdır. Yani, hedefe kastını hasredip sağa sola bakmayanlar gibi, semavatın tesviyesini irade etmiştir.
﴾ اِلَى السَّمَۤاءِ ﴿ Bu semadan maksat, semavatın maddesi olan buhardır.
﴾ فَسَوّٰيهُنَّ ﴿ 'deki ف tefrîi ifade ettiğine nazaran, tesviyenin istivâya bağlanması, فَيَكُونُ 'nün كُنْ emrine veya kudretin taallûku iradenin taallûkuna veya kazânın kadere olan terettüplerine benziyor. Ve tâkibi ifade ettiğine göre, mukadder bazı fiilere imadır.
Takdir-i kelâm, نَوَّعَهَا وَنَظَّمَهَا وَدَبَّرَ اْلاَمْرَ بَيْنَهَا فَسَوّٰيهُنَّ ilâ âhir, 'den ibarettir.
Dipnotlar
- Tamamı.
- Sonra belli bir nizam ve intizamla düzenledi.
- Sonra.
- Tesviyeyi (dengeli bir şekilde düzenlemeyi) irade etti.
- Belli bir nizam ve intizamla düzenledi.
- Gökyüzüne.
- Onları belli bir nizam ve intizamla düzenledi.
- Hemen oluverir.
- Ol.