İçeriğe geç

اَلسُّفَهَۤاءُ 1 deki elif ve lâm, hükmün malûmiyetine ve kemaline işarettir. Yani, onların sefaheti malûmdur. Ve sefahetin son sistemi onlardadır.

﴾ وَلٰكِنْ لاَ يَعْلَمُونَ 2 ﴿ cümlesinde üç işaret vardır:

Birincisi: Hakbâtıldan, iman mesleğini nifak mesleğinden temyiz etmek, ancak ilim ve nazar ile olur. Fakat yaptıkları fitne ve fesatları zahir olduğu için, ednâ bir şuuru olan farkında olur. Buna binaen, Kur'ân-ı Kerim birinci âyeti وَلٰكِنْ لاَيَشْعُرُونَ ile zeyillendirmiştir.

İkincisi: لاَيَعْلَمُونَ 3 gibi, âyetlerin sonunda zikredilen اَفَلاَ يَعْقِلُونَ اَفَلاَ يَتَدَبَّرُونَ اَفَلاَ تَتَذَكَّرُونَ 4 gibi cümleleriyle, İslâmiyetin akıl, hikmet ve mantık üzerine müesses olduğuna işaret etmiştir ki, İslâmiyeti herbir akl-ı selimin kabul etmesi, İslâmiyetin şânındandır.

Üçüncüsü: Onlardan iraz etmek ve onlara itimat etmemek lâzımdır. Çünkü cehillerini bilmediklerinden, nasihatin onlara tesiri olmuyor.

﴾ وَاِذَا لَقُوا الَّذِينَ اٰمَنُوا قَالُۤوا اٰمَنَّا وَاِذَا خَلَوْا اِ لٰى شَيَاطِينِهِمْ قَالُۤوا اِنَّا مَعَكُمْ اِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِؤُنَ اَللهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ وَيَمُدُّهُمْ فِى طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ 5 ﴿

146