İçeriğe geç

• اَلسَّبَبُ كَالْفَاعِلِ düsturuyla, bütün ümmetinin işlediği sevapların

bir mislinin, aynen onun amel defterine de yazılması…

• Bütün kâinatın hakikatlerini, getirdiği nur ile aydınlatması…

• Yalnız cinleri, insanları, melekleri ve canlı varlıkları değil, hatta

kâinatı, gökleri ve yeryüzünü de kendisine minnettar kılması…

• Bitkilerin kabiliyetlerinin diliyle, hayvanların ihtiyaçlarının lisa-

nıyla ettikleri duaların gözümüzün önünde bilfiil kabul olmasının gösterdiği üzere, belki milyarlarca fıtrî duası makbul olan ümmetin salihlerinin her gün o zâta (aleyhissalâtü vesselam) salât ve selam ile rahmet duaları…

• Manevî kazançlarını ilk önce o zâta (aleyhissalâtü vesselam) bağış-

lamaları…

• Ve bütün Müslümanlar tarafından okunan Kur’an’ların üç yüz

bin harfinin her birinde on, yüz, hatta bin sevap ve meyve olması sırrınca, yalnız okunan Kur’an’lar sayesinde bile amel defterine sonsuz nurlar girmesi…

• O zâtın (aleyhissalâtü vesselam) manevî şahsiyeti olan “hakikat-ı

Muhammediye”nin gelecekte bir tûbâ ağacı hükmünde olacağını bilen ve gören Allâmü’l Guyub’un ona Kur’an’ında o makama göre en büyük kıymeti vermiş olması…

• Hem fermanında ona ve onun sünnetine uymayı, şefaatine

erişmeyi insanın en mühim meselesi olarak göstermesi…

• Ve o haşmetli tûbâ ağacının bir çekirdeği olan onun (aleyhissalâtü

vesselam) şahsiyetini ve başlangıçtaki beşeri vaziyetini de bazen nazara almasıdır.

İşte Kur’an’ın tekrar edilen hakikatleri bu kıymette olduğundan, onların tekrarında kuvvetli ve büyük bir manevî mucize bulunduğuna selim fıtratlar şahitlik eder. Yeter ki, maddecilik vebasıyla kalb ve vicdan hastalığına tutulmamış olsun… Yoksa,

قَدْ يُنْكِرُ الْمَرْءُ ضَوْءَ الشَّمْسِ مِنْ رَمَدٍ وَيُنْكِرُ الْفَمُ طَعْمَ الْمَاءِ مِنْ سَقَمٍ

kaidesine dâhil olur.

85