İçeriğe geç

İşte bu çeşit sayısız kıymetli meseleleri ders veren, kâinatı bir ev gibi değiştiren ve onun şeklini bozan dehşetli değişimleri gösterip ölümden sonra dirilişi ispatlayan, muhatabını ikna edip inandıran Kur’an-ı Mucizü’l Beyan o meselelere elbette, açıkça ve işaretlerle binlerce kere dikkati çeker. Bu lüzumsuz değildir; aksine, ekmek, ilaç, hava ve ışık gibi zaruri birer ihtiyaç hükmünde olduğundan insanın ihsanını tazeler.

Hem mesela Kur’an’ın,

إِنَّ الظَّالِمِينَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ، وَالَّذِينَ كَفَرُوا لَهُمْ نَارُ جَهَنَّمَ

gibi tehdit ayetlerini gayet şiddetle, hiddetle ve tekrar tekrar zikretmesinin hikmeti ise –Risale-i Nur’da açıkça ispat edildiği gibi– şudur: İnsanın küfrü, kâinatın ve kâinattaki çoğu varlığın hukukuna öyle bir tecavüzdür ki, gökleri ve yeri kızdırıyor. Toprak, hava, su gibi unsurları hiddete getirip tufanlarla o zalimleri tokatlıyor.

إِذٓا أُلْقُوا فِيهَا سَمِعُوا لَهَا شَهِيقًا وَهِيَ تَفُورُ ۝تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ الْغَيْظِ

ayetlerinin açıkça ifade ettiği gibi, o zalim inkârcılara cehennem öyle öfkelenir ki, hiddetinden parçalanma derecesine gelir.

İşte böyle, ucu kâinattaki her varlığa dokunan bir cinayete ve sonsuz bir tecavüze karşı insanın küçüklüğü ve önemsizliği noktasında değil, belki zalimce cinayetinin büyüklüğüne ve kâfirce tecavüzünün dehşetine karşı Kâinatın Sultanı, yarattıklarının hukukunu gözettiğini ve o inkârcıların küfür ve zulmündeki sonsuz çirkinliği gösterir. Bu hikmetten dolayı fermanında gayet hiddet ve şiddetle o cinayeti ve cezasını, değil bin defa, belki milyonlarca, milyarlarca kere tekrar etse yine fazla olmaz, kusur değildir. Zira bin küsur senedir yüzlerce milyon insan her gün usanmadan tam bir şevk ve ihtiyaçla o fermanı okuyor.

Evet, âlem her gün, her zaman, herkes için değişir; bir âlem gider, taze bir âlemin kapısı açılır. O yenilenen, geçici âlemleri nurlandırmak için Kur’an ihtiyaç ve şevkle لَا إِلٰهَ إِلاَّ اللّٰهُ cümlesini bin defa tekrar

83