onu minnettar kılarak her vakit tesadüfsüz, kastî, fiilen cevap veren bir Kadîr-i Rahîm, bir Alîm-i Kerîm; kâinatın en mühim neticesi, yeryüzünün halifesi, o Hâlık’ın güzidesi ve kulu olan insanın, büyük insanlık midesi ile küllî, yüksek, daima arzu ettiği, aşina olduğu ve fıtraten istediği cismanî lezzetlerin bekâ âleminde verilmesine dair hadsiz, umumi duaları kabul etmesin… İnsanı bedenen yeniden diriltmekle o dualara fiilen cevap vermesin, onu ebediyen minnettar kılmasın?.. Âdeta sineğin sesini işitsin, gök gürültüsünü işitmesin! Basit bir askerin teçhizatına tam önem vererek baksın da orduya hiç bakmasın, önem vermesin! Bu yüz derece imkânsız ve bâtıldır!
Evet, وَفِيهَا مَا تَشْتَهِيهِ الْأَنْفُسُ وَتَلَذُّ الْأَعْيُنُ ayetinin açık ve kesin bir şekilde bildirdiği üzere, insan en çok aşina ve dünyada numunesini tatmış olduğu cismanî lezzetleri cennete lâyık bir tarzda görecek, tadacaktır. Dil, göz ve kulak gibi uzuvların hâlis şükürleri ve hususi ibadetlerinin mükâfatları o uzuvlara has cismanî lezzetlerle verilecektir. Kur’an-ı Mucizü’l-Beyan, cismanî lezzetleri o derece açık beyan eder ki, teviller yoluyla görünen mânâyı kabul etmemek imkânsızdır.
İşte ahirete imanın meyve ve neticeleri gösteriyor ki, nasıl insanın uzuvlarından midenin hakikati ve ihtiyaçları, yiyeceklerin varlığına kesin delildir; aynen öyle de, insanın hakikati, kemâl vasıfları, fıtrî ihtiyaçları, ebedî arzuları, ahirete imanın zikredilen netice ve faydalarını isteyen kabiliyetleri ahirete, cennete, cismanî ve bâki lezzetlere daha kesin delildir, onların bir hakikat olarak ortaya çıkacağına daha kesin şahitlik eder. Aynı şekilde, bu kâinatın kemâlât hakikati, mânidar yaratılış kanunları ve insanlığın zikredilen hakikatlerle alâkalı bütün hakikatleri ahiretin varlığına, gerçekleşeceğine, ölümden sonra dirilişe, cennet ve cehennemin açılacağına delildir ve şahitlik eder. Bunu Risale-i Nur eczaları, bilhassa Onuncu Söz, Yirmi Sekizinci Söz (İki Makamı), Yirmi Dokuzuncu Söz, Dokuzuncu Şuâ ve Münâcât risaleleri delillerle, parlak ve şüpheye yer bırakmaz bir şekilde ispatlamıştır. Meseleyi onlara havale ederek bu uzun kıssayı kısa kesiyoruz.
Dipnotlar
- Bkz. Bakara sûresi, 2/30.
- “Orada canınız ne isterse, gözleriniz hangi manzaralardan hoşlanırsa hepsi var.” (Zuhruf sûresi, 43/71)