Vazife başında ve cihad meydanındayken şu mısralar hal dilidir:
Şahlanan bir ata benzer, kırarım kanlı gemi,
Sinsi düşmanlara, hâşâ, satamam benliğimi!
Benliğimden uzak olmaktır esaret bence,
Böyle bir zillete düşmek ne hazin işkence!
Ebedî vuslatın aşkıyla geçer her ânım,
Dest-i kudretle yapılmış kaledir imanım.
Bu mukaddes emelimden ne kadar dilşâdım,
Görmek ister beni cennette şehit ecdadım.
Ruhum oldukça müebbed, ebedîdir ömrüm,
En büyük vuslata, Allah’a çıkan yoldur ölüm.
• • •
Kitaba girmeden evvel Üstad’ı ilmî, fikrî, tasavvufî ve edebî cepheleriyle de değerlendirmek isterdim. Fakat çok derin ve pek geniş olan bu konuların birkaç sayfayla özetlenemeyeceğini kesin bir şekilde idrak ettikten sonra, artık adı geçen konulara birkaç cümleyle temas etmeyi münasip gördüm.
Rabbim imkânlar lütfederse bu derin konuları, Risale-i Nur külliyatı ve Nur talebeleri ile birlikte, büyük ve ayrı bir eserle tahlil ederek incelemeyi ve değerlendirmeyi bütün ruhumla arzuluyorum. Bu hususta, büyük Üstadımızın ve aziz kardeşlerimin kıymetli dualarını niyaz eylerim!
Üstadın İlmî Cephesi
Merhum Ziya Paşa,
Âyinesi iştir kişinin, lâfa bakılmaz.
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
beyti ile nesilden nesle bir düstur halinde nakledilecek olan çok büyük bir hakikati ifade etmiştir.
Evet, Müslüman ırkımıza Risale-i Nur külliyatı gibi muazzam bir iman ve irfan kütüphanesini hediye eden, gönüller üzerinde mukaddes
Dipnotlar
- Kavuşma.
- Kudret eli.
- Sevinmiş.
- Ebedî.