benzeyenler var edilir, diriltilir. Ve geçen bahardaki varlıklar, işledikleri amellerin ve vazifelerin sayfalarını ilan gibi neşredip وَإِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْ ayetinin bir misalini gösterir.
Hem kâinatın bütünü itibarı ile, her güz ve her baharda büyük bir âlem vefat eder ve taze bir âlem vücuda gelir. O vefat ve sonradan vücuda gelme o kadar muntazam gerçekleşir ve gayet intizam ve ölçüyle o kadar çok canlı türü vefat edip yaratılır ki, âdeta dünya, canlı kâinatların ona misafir olduğu, seyyah âlemlerin ve seyyar dünyaların geldiği, vazifelerini görüp gittikleri bir misafirhanedir.
İşte bu dünyada böyle canlı âlemleri ve vazifeli kâinatları kusursuz bir ilim, hikmet ve ölçüyle; denge, intizam ve nizamla var edip Rabbanî maksatlarda, ilahî gayelerde ve Rahmanî hizmetlerde kudretine yakışır şekilde kullanan ve merhametle istihdam eden bir Zât-ı Zülcelâl’in varlığının vücûbu, sonsuz kudret ve hikmeti, apaçık bir şekilde, güneş gibi akıllara görünüyor. Hudûs meselesini Risale-i Nur’a ve hakikati araştırıp delilleriyle bilen kelâm âlimlerinin kitaplarına havale ederek bu bahsi kapatıyoruz.
İmkân yönüne gelince; o da kâinatı kuşatmıştır. Çünkü görüyoruz ki küllî-cüzî, büyük ve küçük her şey, arştan ferşe, zerrelerden gezegenlere kadar her varlık; hususi bir zât, belli bir suret, seçilmiş bir şahsiyet, has sıfatlar, hikmetli keyfiyetler ve kendisine fayda sağlayacak bir donanımla dünyaya gönderiliyor.
Halbuki o hususi zâta ve mahiyete, sayısız imkân içinde o hususiyeti vermek…
Hem suretler adedince imkân ve ihtimaller içinde o nakışlı, farklı, uygun ve belirli sureti giydirmek…
Hemcinsleri sayısınca imkânlar içinde çalkalanan o varlığa, o lâyık olduğu şahsiyeti imtiyazla tahsis etmek…
Hem sıfatların çeşitleri ve mertebeleri sayısınca imkân ve ihtimaller içinde o şekilsiz, tereddütteki sanatlı varlığa, o has ve uygun, fayda gözetilen sıfatları yerleştirmek…
Hem sayısız yol ve tarzlarda bulunmasının mümkünlüğü noktasında hadsiz imkân ve ihtimaller içinde kararsız, şaşkın, hedefsiz olan o mahlûka o hikmetli keyfiyetleri ve inayetli teçhizatı takmak, onu donatmak...
Dipnotlar
- “Hesap defterleri açıldığı zaman…” (Tekvir sûresi, 81/10)