bir tekke, bir dergâh ve bir zikirhanede, bir irşad mekânında, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) geniş caddesinin (cadde-i kübrâ-i Muhammedî’nin) ve miracının (mirac-ı Ahmedî’nin) gölgesinde hakikate çalışan, hakka erişen ve aynelyakîne ulaşan binlerce, milyonlarca kutsî mürşit onu dergâha çağırdılar. O da girdi, gördü ki:
Keşif ve keramet sahibi o mürşitler; keşfiyatlarına, gördüklerine ve kerametlerine dayanarak icmâ ile, ittifakla لٓا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ diyor, Cenâb-ı Hakk’ın varlığının vücûbunu ve birliğini kâinata ilan ediyorlar. Işığındaki yedi renk vasıtasıyla güneşi tanımak gibi, yetmiş renkle, belki O’nun güzel isimleri sayısınca, o Ezelî Güneş’in ışığından tecelli eden ayrı ayrı, nurlu renklerdeki; çeşit çeşit, ışıklı boyalardaki; başka başka, hakikatli tarikatlerdeki; muhtelif, doğru mesleklerdeki ve türlü türlü, haklı meşreplerdeki o kutsî dâhilerin ve nuranî ariflerin icmâ ve ittifakla imzaladıkları bir hakikatin ne derece açık, aşikâr olduğuna o yolcu aynelyakîn şahitlik etti. Ve peygamberlerin (aleyhimüsselam) icmâını, asfiyanın ittifakını, evliyanın tevafukunu ve bu üçünün birden aynı hususta birleşmesini, güneşi gösteren gündüzün ışığından daha parlak gördü.
İşte o misafirin tekkeden aldığı feyze kısa bir işaret olarak Birinci Makam’ın onuncu mertebesinde,
لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الَّذِي دَلَّ عَلٰى وُجُوبِ وُجُودِه۪ فِي وَحْدَتِه۪: إِجْمَاعُ الْأَوْلِيَاءِ بِكَشْفِيَّاتِهِمْ، وَكَرَامَاتِهِمُ الظَّاهِرَةِ الْمُحَقَّقَةِ الْمُصَدَّقَةِ.
denilmiştir.
Sonra insanın kemâl vasıflarının en mühim ve en büyüğünün, belki insanın bütün kemâlâtının kaynağı ve esasının, Allah’a imandan ve marifetullahtan (O’nu tanımaktan) gelen muhabbetullah yani Allah sevgisi olduğunu bilen o dünya yolcusu, bütün kuvveti ve latifeleriyle imanının ve marifetinin artmasıyla daha çok yükselmeyi isteyerek başını kaldırdı ve göklere baktı. Kendi aklına dedi ki:
“Madem kâinatta en kıymetli şey hayattır ve kâinattaki varlıklar
Dipnotlar
- “Allah, o hak Mabud’dur ki, kendisinden başka ilah yoktur.” (Bakara sûresi, 2/163, 255; Âl-i İmran sûresi, 3/2, 6, 18; Nisâ sûresi, 4/87; …)
- Allah’tan başka ilah yoktur. O Vâcibü’l-Vücûd ki, bütün evliyanın muhakkak, tasdik edilmiş ve açık keşif ve kerametlerinin icmâı, O’nun varlığının vahdet (birlik) içindeki vücûbuna delildir.