İçeriğe geç

İşte bu zikredilen hakikatleri ve şahitlikleri ifade etmek mânâsında Birinci Makam’ın altıncı mertebesinde,

لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الْوَاجِبُ الْوُجُودِ الَّذِي دَلَّ عَلٰى وُجُوبِ وُجُودِه۪ فِي وَحْدَتِه۪: إِجْمَاعُ جَمِيعِ أَنْوَاعِ الْأَشْجَارِ وَالنَّبَاتَاتِ الْمُسَبِّحَاتِ النَّاطِقَاتِ، بِكَلِمَاتِ أَوْرَاقِهَا الْمَوْزُونَاتِ الْفَصِيحَاتِ، وَأَزْهَارِهَا الْمُزَيَّنَاتِ الْجَزِيلَاتِ، وَأَثْمَارِهَا الْمُنْتَظَمَاتِ الْبَلِيغَاتِ، بِشَهَادَةِ عَظَمَةِ إِحَاطَةِ حَقِيقَةِ الْإِنْعَامِ وَالْإِكْرَامِ وَالْإِحْسَانِ، بِقَصْدٍ وَرَحْمَةٍ، وَحَقِيقَةِ التَّمْيِيزِ وَالتَّزْيِينِ وَالتَّصْوِيرِ، بِإِرَادَةٍ وَحِكْمَةٍ، مَعَ قَطْعِيَّةِ دَلَالَةِ حَقِيقَةِ فَتْحِ جَمِيعِ صُوَرِهَا الْمَوْزُونَاتِ الْمُزَيَّنَاتِ الْمُتَبَايِنَةِ الْمُتَنَوِّعَةِ الْغَيْرِ الْمَحْدُودَةِ، مِنْ نَوَيَاتٍ، وَحَبَّاتٍ مُتَمَاثِلَةٍ مُتَشَابِهَةٍ مَحْصُورَةٍ مَعْدُودَةٍ.

denilmiştir.

Sonra fikrî seyahatteki o meraklı, mertebe kat ettikçe zevki ve şevki artan dünya yolcusu, bahar bahçesinden bir bahar kadar marifet ve iman güldestesi alıp gelirken, hayvanlar ve kuşlar âleminin kapısı, hakikati gören aklına ve marifeti bilen fikrine açıldı. Yüz bin ayrı ayrı sesle ve çeşit çeşit dillerle onu içeriye çağırdı, “Buyurun!” dediler. O da girdi ve gördü ki:

Bütün hayvan ve kuş türleri, toplulukları ve milletleri ittifakla, sözle ve hal dilleriyle لٓا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ deyip yeryüzünü bir zikirhaneye ve muazzam bir tehlil meclisine çevirmiş. O yolcu, her birini bizzat rabbanî birer kaside, sübhanî birer kelime ve mânidar, rahmanî birer harf hükmünde, Sâni’inin vasıflarını tarif ve hamd ü senâ eder vaziyette gördü. Âdeta o hayvanların ve kuşların duyguları, duyuları, donanımları, uzuvları manzum ve vezinli kelimeler, muntazam ve mükemmel sözlerdir. Bunlarla Hallâk ve Rezzâk’ına şükür ve O’nun birliğine şahitlik

126